DOLAR

49,9256$%0,07

EURO

55,7150€%-0,26

STERLİN

66,9473£%0,11

GRAM ALTIN

6.222,90%-3,56

ÇEYREK ALTIN

10.250,00%-3,31

TAM ALTIN

40.823,00%-3,39

BİST100

%

BİTCOİN

฿%

ETHEREUM

Ξ%

TETHER

$%

İkindi Vakti a 15:27
Ankara KAPALI 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Tcg Haber
  • Gündem
  • Avrupa’da gençlerin protesto dalgası eğitim ve geçim sıkıntısıyla büyüyor

Avrupa’da gençlerin protesto dalgası eğitim ve geçim sıkıntısıyla büyüyor

Avrupa'nın birçok şehrinde gençler eğitim, sosyal eşitsizlik ve geçim sıkıntısını protesto ediyor. Gösterilerin bir kısmı şiddet ve yağmaya dönüşürken, yetkililer barışçıl eylemlerle radikal gruplara atfedilen olayları ayrı tutuyor.

Yazıyı Paylaş

Milano’dan Marsilya’ya, Madrid’e ve Avrupa’nın diğer birçok şehrine kadar sokaklar son haftalarda renkli ve coşkulu protestolarla çalkalandı. Çoğu barışçıl başlasa da büyük bir kısmı şoke edici şiddet ve yağma sahneleriyle sonuçlandı. Radikal sol grupların kasıtlı isyan çıkardığı iddiaları ve polisin aşırı güç kullanımıyla ilgili haberler de var. Roma ve Floransa’da binlerce kişinin gösteri yaptığını gördük. Fransa genelinde yüz binlerce kişi sokaklara çıktı. Madrid’de, Eylül sonlarından beri şehir merkezindeki bir meydanı çadırlar işgal etmiş durumda. Lizbon’da, geçtiğimiz günlerde çoğunluğu gençlerden oluşan on binler yürüyüş yaptı. Brüksel’de, kimliklerini gizlemek için yüzlerini kapatmış siyah giyimli gençlerin polise taş ve havai fişek atmasının ardından, göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz ve basınçlı su kullanıldı. Arnavutluk’ta, hükümetin yolsuzluk yaptığını iddia eden göstericiler, 13 yıldır iktidardaki Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep ediyor.Kıta, sosyal ve politik açıdan istikrarsız görünüyor.Yıllarca Avrupa’da hem barışçıl hem de şiddet yaşanan çok sayıda gösterinin haberini yaptım. 2017’deki coşkulu Katalan bağımsızlık yürüyüşlerini, 2015 Yunanistan borç krizi sırasında Atina sokaklarında uçuşan umutsuzluğu ve Molotof kokteyllerini ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ilk görev döneminde yakıt vergisi ve emeklilik reformu önerileriyle tetiklenen şiddet olaylarını çok iyi hatırlıyorum.Ama bu kez farklı gibi. Protestolar Avrupa genelinde eş zamanlı patlak veriyor ve hem barışçıl hem de şiddet yanlısı göstericilerin çoğunluğu genç. Bazıları gerçekten çok genç. Tutuklananlar arasında, şaşırtıcı sayıda reşit olmayan eylemci var. Geçen hafta sonu Barselona’daki arbedelerde gözaltına alınanların yarısından fazlası 18 yaşın altındaydı. İtalya’nın LaPresse haber ajansına göre, Milano’daki çatışmaların ardından gözaltına alınanlar arasında reşit olmayanlar da bulunuyordu.Avrupa hükümetleri, büyük ölçüde, yağmacılar ve isyancılar ile gürültülü ama barışçıl, yasal yollarla organize edilmiş gösteriler arasında ayrım yapmaya özen gösterdi. İkincisi genellikle belirli bir amaca odaklanıyor. Mevcut protesto dalgasında, pankartlar ve sloganlar çoğunlukla eğitimdeki şikayetleri, sosyal eşitsizlikleri ve artan geçim sıkıntısını hedef alıyor. Fakat her ülkenin kendine has şikayetleri de var.Avrupa gençliğinde bu kadar hızlı bir şekilde ortaya çıkan öfkeyi tetikleyen ne oldu? Tüm bu gösteriler bir şekilde birbirine bağlı mı? Ufukta Avrupa’da büyük seçimler varken, hükümetler nasıl bir yanıt verecek? Protestocuların endişelerini mi dinleyecekler, yoksa yaşlı seçmenlerin desteğini kazanmak için kamu düzeni kartını mı oynayacaklar?’TikToklaşan’ protestolarÖğrenciler Fransa, Belçika, İrlanda, İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Sırbistan ve Arnavutluk’ta sokaklara döküldüler.Gösteriler genellikle TikTok veya Instagram üzerinden son dakika organize ediliyor. Belçika İçişleri Bakanı, protestoların “TikToklaşması” diye adlandırdığı durumdan şikayetçi.Öğrenci birlikleri yürüyüşlerin düzenlenmesinde rol oynuyor ama aynı zamanda diğer ülkelerdeki, hatta diğer kıtalardaki akranlarının eylemlerinden de ilham alıyorlar. Hindistan’daki “Hamamböceği” öğrenci hareketini düşünün – eğitim sistemine yönelik eleştirilerle Mayıs ayında ortaya çıkan Z kuşağının sosyal ve siyasi protesto hareketi.Eylül sonlarında öğrencilerin personel eksikliği ve bakımsız binalardan şikayetle başlattığı protesto dalgasının yaşandığı Fransa, Avrupa’da öne çıkan bir katalizör konumunda. Komşu Belçika’da şöyle bir söz var: “Paris’te sağanak yağış olduğunda, Brüksel’de en azından çiseler.” Brüksel ve Liege kenti de haftalardır protesto gösterileri düzenleyen gençlere sahne oluyor.Bu hafta sonu Barselona’da öğrenciler, Fransızca “Lycées Indignés” (Öfkeli Liseler) sloganına atfen oluşturulan #InstitutsIndignats sosyal medya etiketi altında gösteri yapmaya teşvik edildi.Atina’da, 17 yaşındaki öğrenci Yiannis Papanikolaou AFP’ye “Okul binaları berbat ve bakımsız… Bence Fransa sayesinde bir şeyler değişebilir, Fransa Yunanistan’ı teşvik edecektir” dedi. Durgunluk ve ekonomi endişeleriKıta genelinde çok sayıda genç tarafından hissedilen bir ekonomik bunalım var ve bu durum eğitimden çok daha öteye uzanıyor. Çevre konusunda endişeliler ve yapay zekanın iş fırsatlarını ellerinden alacağından korkuyorlar. Artan geçim sıkıntısının eğitimlerini tamamlamalarını engelleyebileceğinden ve aile kurmak için yeterli büyüklükte bir ev satın almalarını veya kiralamalarını önleyebileceğinden endişeliler. Madrid ve Lizbon’da, konut fiyatlarının aşırı yükselmesi büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Portekiz’de Instagram üzerinden yürütülen kampanyalar “artık yeter” diyerek insanları, İspanya’daki gibi sokaklara çıkmaya çağırdı.Lizbon’da yaşayan 26 yaşındaki doktora öğrencisi ve biyoloji araştırmacısı Carolina Cruz, kira sözleşmesinin bitimine yaklaştığı için evini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Reuters’e yaptığı açıklamada “Ailemde doktora programına giren ilk kişiyim ve o kadar çalışmama rağmen hala başaramıyorum” dedi.İtalya’nın finans başkenti Milano’da protesto gösterisine katılan 22 yaşındaki Riccardo da bu öfkeyi paylaşıyor. AFP’ye yaptığı açıklamada, “Fransa’daki gibi ülkeyi kaosa sürükleyemesek veya İspanya’daki gibi tüm yolları kapatamasak bile amacımız en azından insanların bu konular hakkında tekrar konuşmaya başlamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.Ve öfkeli olanlar sadece siyasetin solunda yer alan gençler değil elbette. Geçtiğimiz hafta sonu Fransa’da aşırı sağcı Marine Le Pen’in başkanlık kampanyası lansmanında, genç destekçileri bana endişelerini anlattılar. Kendilerini “sessiz çoğunluk” olarak adlandıran, henüz gösterilere katılmayan bu gençler, “kontrolsüz göç” ve Fransa sokaklarındaki güvenlik ile geçim sıkıntısı konusunda da derin endişe duyduklarını söylüyorlar.Birbiri ardına gelen krizler Bu hoşnutsuzluk dalgası gençlerin ötesine yayıldı ve sendikaları ve Fransa’da Macron’un ilk dönemindeki geçim sıkıntısı krizini protesto eden Sarı Yelekliler hareketini de içine aldı. Bu hafta sonu, İngiltere’nin güney kıyısındaki Kent’te biri göç lehine, diğeri aleyhine iki protesto düzenlendi.Bu çeşitli protesto türleri kafa karıştırıcı görünebilir.Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Direktörü Mark Leonard, Avrupa’da birbiri ardına gelen ve birbiriyle çelişen krizlerin biriktiğini ve bunların hiçbirinin doğru dürüst çözülmediğini söylüyor. Bu birikmiş öfke duygusu şimdi sokaklara taşıyor.”Bir kriz diğerinin üzerine ekleniyor” diyor. “2007-2008 mali krizi, 2015 göçmen krizi, çevre krizi, Covid, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgalinden sonraki enflasyon ve şimdi de Körfez’deki savaş ile birlikte yeniden gelen kriz.”Leonard, bu krizlerden farklı grupların ortaya çıktığını söylüyor. Sosyal medya tüketimi ve algoritmalar, bu farklı bakış açılarını daha da pekiştirerek Avrupa’da gerçek bir kutuplaşma duygusuna yol açıyor.”ABD’de halihazırda bunu görüyoruz” diyor. “‘Benim krizim seninkinden daha önemli’ hissiyatı.”Eski bir İtalyan hükümet danışmanı ve şu anda Johns Hopkins Üniversitesi’nde siyaset profesörü olan Nathalie Tocci, protestolardan veya gençlerin bu protestolara katılımından bu kadar şaşırmamamız gerektiğini söylüyor.”Gençleri genellikle politik olarak ilgisiz ve kayıtsız düşünme eğilimindeyiz. Oy kullanmaya falan zahmet etmediklerini sanırız ama aslında çok ilgililer” diyor. “Sadece farklı, daha tabandan yapıyorlar. Birkaç yıl önce Avrupa genelindeki çevre hareketi ‘Gelecek İçin Cumalar’ veya 7 Ekim’den sonra İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı yapılan gösterileri düşünün.”Sırbistan’da parlamento seçimlerinde uzun süredir iktidardaki Aleksandar Vucic’i mağlup eden öğrenci öncülüğündeki protesto hareketini örnek gösteriyor. “Bu gerçekten olağanüstü bir şey. İki yıldan fazla bir süre boyunca aralıksız devam ettiler. Bu yeni ortaya çıkan Avrupa sokak gösterilerinin ne kadar kalıcı olacağı henüz belli değil.”Peki ya yağma ve şiddet olayları?Fransa ve Belçika’daki istihbarat servisleri, yasal olarak onaylanmış protestolardaki yağmalama olaylarını çoğunlukla fırsatçılık olarak nitelendirdi.Onlara göre yaşananlar, İspanyol yetkililerin Barselona’daki hafta sonu çatışmalarını tanımlamak için de kullandığı “akıl dışı şiddet” ile aşırı sol radikal gruplardan gençlerin kasıtlı başlattığı kargaşanın bir karışımı.Tocci İtalya’da, bazı İtalyanların, sırf keyif için yıkıma girişenlere (örneğin arabaları parçalayan veya yakanlara) kızdıklarında “maranza” kelimesini kullandıklarını hatırlatıyor.Fransa’da eylemciler genellikle “casseurs” (eşyaları kıranlar) olarak tanımlanıyor. Ancak bazıları daha politik bir terim olan “racaille” sözcüğünü kullanıyor. İtalya’daki “maranza” gibi, bu da genellikle işçi sınıfı ve/veya göçmen kökenli, kavgacı kentli gençleri tanımlamak için kullanılan aşağılayıcı bir ifade. Ekim 2005’te dönemin Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy tarafından, Paris’in banliyösü Argenteuil’deki konut projelerine yaptığı gergin geçen bir ziyaret sırasında genç suçluları ve isyancıları tanımlamak için kullanılmıştı.Fransız medyası ayrıca, aşırı solcu aktivistler ile Fransa’nın dezavantajlı mahallelerinden gelen gençler arasında, gayri resmi veya tesadüfi de olsa, bir tür mantık birlikteliği olup olmadığını sorguladı. Kapitalizm karşıtı sol gibi, Fransız şehirlerinin eteklerindeki banliyöler olarak bilinen kamu konutlarından gelen gençler de genellikle ayrımcılığa uğradıklarını hissediyor ve polisin aşırı sert davrandığından şikayet ediyorlar.Fransa’da Macron da dahil sağ ve merkez siyasi kanat, solcu radikal grupları ve “suçluları” eylemleri planlamaktan sorumlu tutuyor. Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi’nin tersine, geçmişteki veya günümüzdeki göçle doğrudan bir bağlantıdan bahsetmediler.Avrupa’daki göçmen karşıtı partiler, isyanlardan siyasi puan kazanmak için faydalanmaya çalışmakla suçlanıyor. Belçika’da, göçmen karşıtı muhalefet Flaman milliyetçi partisi Vlaams Belang, Liège ve Brüksel’deki şiddetten göçmenleri sorumlu tuttu ve isyanları “ithal” diye nitelendirdi. Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quentin ise aşırı sol grupları işaret etti.Protestolar devam edecek mi? Önümüzdeki günlerde Fransa ve İtalya’da yeni kitlesel gösteriler planlanıyor.Hükümetler şiddeti bastırmaya çalışıyor. Binlerce kişi tutuklandı ve İtalya ile Fransa, şiddet eylemlerine başvuranlardan yıktıklarının parasını talep edeceğini açıkladı. İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni de, çocuklarının neden olduğu zararlardan dolayı ebeveynleri sorumlu tutuyor ve ailenin aldığı sosyal yardımdan kesinti yapılmasını öngörüyor. Fransa’daki Medeni Kanun zaten çocuklarıyla birlikte yaşayan ebeveynleri, çocuklarının neden olduğu zararlardan sorumlu tutuyor.Ancak bu Avrupa hükümetlerinden bazılarının uzun süre iktidarda kalması mümkün olmayabilir. Tüm büyük AB ülkeleri önümüzdeki aylarda önemli seçimler yapacak. Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimi Avrupa için en kritik oylama olarak kabul ediliyor. Le Pen, anketlerde sürekli önde gidiyor. Fransız sokaklarındaki huzursuzluğun, partisinin hukuk ve kamu düzeni mesajı sayesinde Le Pen’e yardımcı olduğu düşünülüyor.İspanya, İtalya, Almanya ve Polonya’da da milliyetçi, göçmenlere karşı sert tutum sergileyen partiler anketlerden iyi sonuçlar alıyor. Bu partiler kamu düzenini ve ulusal gururu yeniden tesis etmeyi vaat ediyor. Leonard, sol ve sağdaki popülist veya geleneksel olmayan partilerin, Avrupa’daki çalkantılı durumu kullanarak, memnuniyetsiz seçmenleri cezbetmek için “kriz girişimcileri” gibi davrandıklarına inanıyor.Bu arada, Chatham House düşünce kuruluşunun Avrupa direktörü Grégoire Roos’a göre, Avrupa’nın ana akım siyaseti bir liderlik kriziyle karşı karşıya. Bence aynı zamanda meşruiyet kriziyle de karşı karşıyalar. Hem gençlerin hem de yaşlıların bu kadar çok sayıda protesto gösterisine katılması, kontrolü sağlayamadıklarını gösteriyor.Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. .

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu ve eşi, Labrador Mayıs’ı rehber köpeğe hazırlıyor

HIZLI YORUM YAP