46,6706$% 0.03
53,1814€% -0.31
62,0144£% 0.18
6.125,50%1,89
10.117,00%1,85
40.251,00%1,85
14.350,60%1,62
2803586฿%2.82724
75519Ξ%3.28663
46.62$%0.09167
20:28
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.Dervişoğlu, geçen hafta sonu Tandoğan Meydanı’nda düzenledikleri mitingde millet iradesine şahit olduklarını belirterek, şöyle konuştu:”Tandoğan’da hakkına, hukukuna ve geleceğine sahip çıkan; bayrağına sahip çıkan, vatanına, cumhuriyetine sahip çıkan Türk milleti vardı. Edirne’den Ardahan’a, Trabzon’dan Hatay’a, Ege’den İç Anadolu’ya, Karadeniz’den Güneydoğu’ya kadar her bölgeden, her yaştan, her kesimden insanımız yollara düştü, Tandoğan’da buluştu, tek bir iradede birleşti. O iradenin haykırışı şuydu: Türk milleti buradadır, ayaktadır. ve her şeyin farkındadır. Tandoğan bize şunu gösterdi; Türk milletinin hafızası silinmemiştir. Türk milletinin yüreği soğumamıştır. Türk milletinin istiklal aşkı tükenmemiştir. Kimse bu milletin sabrını çaresizlik sanmasın. Kimse bu milletin sükunetini teslimiyet sanmasın. O meydanda yükselen ses, bir saman alevi değil, bir çoban ateşidir. Bugün bu kürsüden, Tandoğan’da bizimle yürüyen, bayrağını elinden bırakmayan, umudu büyüten, haksızlığa rıza göstermeyen her bir vatandaşımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.”Partililere de teşekkür eden Dervişoğlu, “İyi ki varsınız. Siz varsınız, öyleyse bu memleketin ufku kararmayacak. Siz varsınız, öyleyse Türkiye teslim alınamayacak. Siz varsınız, öyleyse Türk milleti mutlaka kazanacak” dedi.DERVİŞOĞLU’NDAN BAKAN TEKİN’E TEPKİDervişoğlu, eğitim-öğretim yılının sona erdiğini anımsatarak, şöyle devam etti:”Fakat bir karne gününün ardından, bu ülkenin asıl karnesine de bakmak zorundayız. Soru şudur; bu çocuklara nasıl bir gelecek hazırlıyoruz?”Bir çocuğun eline karne vermek yetmez. O çocuğa umut da vermek gerekir. Bir çocuğu dersten geçirmek yetmez. Hayata hazırlamak gerekir. Bir çocuğa diploma vermek yetmez. Ona şahsiyet ve özgüven kazandırmak gerekir. Yeteneklerini güçlendirmek, hür teşebbüs için yol göstermek gerekir. Ezcümle, çocuklarımıza ve gençlerimize özgürlük gerekir.”MİLLİ EĞİTİM, HURAFEYİ HURAFEYİ TARİH DİYE OKUTMAK DEĞİLDİR”Bugün Türkiye’de eğitim sadece müfredat meselesi değildir. Çocuğun okula aç gitmesidir. Öğretmenin sınıfa huzurla girememesidir. Ailenin eğitim yükünü taşıyamamasıdır. Milli eğitim, sadece ders programı değildir. Milli eğitim, milletin kendisini geleceğe taşıma iradesidir. Türkçeyi doğru konuşan, doğru yazan, doğru düşünen nesiller yetiştirmektir. Milli eğitim, hurafeyi tarih diye okutmak değildir. Tarihini bilen, milletinin kaderini anlayan, dünyaya açık ama vatanına bağlı gençler yetiştirmektir. Evladımıza sadece bilgi değil, görgü, sorumluluk, haysiyet ve muhakeme kazandırmaktır. Bu durumda Milli Eğitim Bakanı’nın görevi, saraya sinyal çakmak değil, Cumhuriyet’in çocuklarına sahip çıkmaktır. Öğretmenleri itibarsızlaştırmak değil, onların yanında durmaktır. Bakanlığın görevi, okulu vakıf ve dernek ağlarına bırakmak değil, devletin okullarını güçlendirmektir. Ama bu iktidarda ne böyle bir irade, ne böyle bir vizyon, ne de böyle bir milli bakış açısı vardır. Tandoğan’da milletin itirazının, bayrak açışının sebeplerinden biri de işte bu millisiz eğitim anlayışınadır. Bu torpil düzeninedir. Bu mankurtlaştırma siyasetinedir. Bu pedagojik fukaralığadır. Ez cümle bu iktidarın sadece terör seviciliğine değil, eğitim politikasınadır.””BU KİRLİ TEZGAHLARA DEĞİL BİR KUŞAĞIMIZI, TEK BİR GENCİMİZİ BİLE YEDİRMEYECEĞİM”Dervişoğlu, vatanını seven, aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür gençlik istediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:”Onların beklediği, el pençe divan duran, eleştirmeyen, itiraz etmeyen biat neslidir. Onların yaptığı, beğenmediklerine burs, yurt vermemektir. Mülakat kuyruklarında yok etmektir. Espri yapanı, tweet atanı, itiraz edeni sorgusuz sualsiz, zalimce içeri atmaktır. Fişlemek, korkutmak, sindirmektir. İşte son günlerde yaşadıklarımıza bir bakın. Ayrışmak için, kavga için çeşitli bahaneler üretenler var. Bir nesli de böyle birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bu kirli tezgahlara, değil bir kuşağımızı, tek bir gencimizi bile yedirmeyeceğim. Bu mübarek toprakların sahibi gençlerimizi, birbirine düşman etmeye çalışan kirli tezgahlara geçit vermeyeceğim. Yeter artık, yetti artık. Binlerce yıldır ‘biz’ diyebilen bu büyük milleti daha fazla ayrıştırmanıza asla izin vermeyeceğim. Sizin sıcak koltuk hesaplarınıza, menfaat senaryolarınıza, bu milletin evlatlarını kurban ettirmeyeceğim. Bizim kuşağımıza yaşattınız. Onlara yaşatmanıza izin vermeyeceğim. Her bir evladımız, yeniden ‘biz’ diyene kadar durmayacak, size rahat vermeyeceğim. Düşün arkadaş, gençlerin yakasından düşün artık. Omuz omuza verdiklerinde neler yapabileceklerini bildiğimiz, o pırıl pırıl gençlerimizin arasına nifak tohumları ekmekten vazgeçin artık. Düşün yakalarından. Bırakın özgürce konuşabilsinler. Bir sosyal medya paylaşımından dolayı hayatlarını zehir etmeyin. Genç fikirlerden korkmayın, korkutmayın. Yeter artık. Türk gençliği baskıyı değil, hürriyeti, adaleti ve eşitliği hak ediyor.””İNSANLAR YASAKLARLA, GÖZALTILARLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILIYOR”Müsavat Dervişoğlu, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne dair şunları kaydetti:”Türkiye, tarihi ve jeopolitik konumu itibarıyla böyle bir zirveye ev sahipliği yapabilecek yeterlilikte bir devlettir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Türkiye büyük devlettir. Fakat mesele şudur; büyük devlet olmak, sadece büyük toplantılara ev sahipliği yapmakla olmaz. Büyük devlet olmak, o toplantılara kurumsal ciddiyetle ve millet onuruyla hazırlanmakla olur. Bugün Ankara’da yaşanan manzaraya bakıyoruz. Yollar kapanıyor. Şehir, olağan düzeninden çıkarılıyor. Üniversiteler, kamu kurumları kapatılıyor. Gündelik hayat, güvenlik tedbirleri bahanesiyle zorlanıyor. Gazetecilerin akreditasyonları tartışma konusu oluyor. İnsanlar yasaklarla, gözaltılarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu telaş nedir? Bu eyyamcılık nedir?” İyi Parti Meclis Grubu olarak bir kanun teklifi verdik. Amacımız, bu tedbirler kapsamında doğacak olan ekonomik yükü esnafımızın omuzundan almaktır. İktidara sesleniyorum, 1-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara genelinde faaliyet gösteren işletmelerin kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi stopajı almayın. Aynı tarih aralığında, Ankara’da faaliyet gösteren özel sektör işverenlerinin sigorta primlerinin işveren payını, Ankara’da gelir vergisi mükellefi olan veya esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı Bağ-Kur kapsamındaki sigortalıların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primlerini de Hazine’den karşılayın. Madem Ankara’yı Brezilya favelası gibi tenekelerle çevirmeyi biliyorsunuz, başka bir mağduriyet, başka bir utanç ve rezalet yaratmayın.”TÜRKİYE’NİN İTİBARI BOYANAN DUVARLARLA, KAPATILAN YOLLARLA, SUSTURULAN GAZETECİLERLE ÖLÇÜLMEZ”Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak mecburiyetinde değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak mecburiyetinde değildir. Devlet ciddiyeti bu değildir. Türkiye’nin itibarı, boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Türkiye’nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür. Türkiye’nin yeri ne günübirlik öfke nöbetleriyle ne de mahcup sadakat şovlarıyla belirlenemez. Türkiye’nin ekseni, ne şahısların öfkesi, ne de saray diplomasisinin mahcubiyetidir. Türkiye’nin ekseni, Türk milletinin menfaatidir.Bu iktidar, Türk devletine dış politikada tam bir savrulma yaşatmıştır. Önce duygusal ve ideolojik bir ‘stratejik derinlik’ masalına kapıldılar.Orta Doğu’nun bütün krizlerini, Türkiye’nin kapısına yığdılar. Milyonlarca sığınmacı ülkemize geldi. PKK’nın Suriye’de alan kazanmasının zemini oluştu. IŞİD terörü şehirlerimizde canlarımızı aldı. Sonra aynı iktidar, bu kez dümeni Moskova’ya kırdı. İç politikada kullanacağı birkaç propaganda malzemesi uğruna, Türkiye’yi yeni bağımlılıklara sürükledi. İdlib’de 33 askerimiz şehit edildi. Ama bu iktidar, şehitlerimizi anarken onları kimin şehit ettiğini söylemekten bile çekindi. Sonra S-400 alındı. Alındı ama kullanılamadı. Bir ambara kondu, kapısı kilitlendi. Bunun karşılığında Türkiye, yatırımcısı olduğu F-35 programından çıkarıldı. Milyarlarca dolarlık maliyet, yine milletimizin sırtına yüklendi. Şimdi bütün bu savrulmaları telafi etmek için yeniden başka bir vitrin kurmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin dış politikası, bir kişinin ruh haline, bir seçimin hesabına, bir propaganda cümlesine göre yön değiştirirse bunun bedelini millet öder. Bir gün ‘stratejik derinlik’ dediniz, bedelini sınır güvenliğimiz ödedi. Bir gün ‘dostum Putin’ dediniz, bedelini askerimiz ödedi. Bir gün S-400 dediniz, bedelini hava savunma kabiliyetimiz ödedi. Bir gün yeniden NATO’ya mahcup dönüş yaptınız, bedeli Türk milletinin milyarlarca doları oldu.BAHÇELİ’NİN “ASKERİ HASTANELER AÇILMALI” ÖNERİSİNE YANITMadem NATO konuşuyoruz, o halde milletimize NATO ülkeleri içindeki yerimizi de açıkça söyleyelim. Hayaller, yol kenarına dizilen teneke boyalı panolar, gerçeklerse, o panoların ardındaki gecekondular. Türkiye NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahiptir. Ama NATO üyeleri içinde askeri hastaneleri olmayan tek ülkedir. Bunun da müsebbibi bu iktidardır. Şimdi çıkıp koalisyonun minik ortağı ‘askeri hastaneleri kapatmak hataydı, yeniden açılmalı’ diyor. İYİ Parti olarak, hem 27. Hem de 28. dönemde defalarca önerge verdik. Askeri hastanelerin kapatılmasının mahsurlarına işaret ettik. Hastanelerin yeniden açılması için kanun teklifleri hazırladık. Bu iktidar tarafından ya reddedildi ya da Meclis gündemine getirilmedi. Yaptığınız hatayı düzelterek alkış alamazsınız. Günaydın derler buna. Üsküdar’da sabah oldu. Biz de, sabah-ı şerifleriniz hayrolsun, şerler defolsun, hayırlar fetholsun diyoruz.””YANDAŞA GELİNCE ‘KORUMATİK’ SİSTEM İŞLİYOR”Açlık sınırının 35 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 114 bin lirayı aştığını hatırlatan Dervişoğlu, “Buna rağmen iktidar ne diyor? ‘Otomatik işleyen bir sistem var’ diyor. Güler misin, ağlar mısın? Otomatik işleyen sistem. Evet, bu ülkede otomatik işleyen bir sistem var. Vatandaş otomatik olarak vergi ödüyor. Emekli, otomatik olarak yoksullaşıyor. Asgari ücretli, otomatik olarak eziliyor. Çiftçi, otomatik olarak borçlanıyor. Sanayici, otomatik olarak faiz yüküne giriyor. Genç, otomatik olarak gelecek kaygısına mahkum ediliyor. Millete gelince otomatik sistem, yandaşa ve iktidara gelince korumatik sistem işliyor. Onlara özel ilgi var. Onlara öncelik var. Onlara imtiyaz, ihale var, garanti var. Onlara rant var. İşte biz buna razı değiliz. İşte Tandoğan’da milletin yükselttiği bayrak, bu düzene de bir itiraz ve soylu bir başkaldırıydı. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” dedi.Gıda egemenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Kendi çiftçisini yaşatmayan bir ülke, sofrasını da güvence altına alamaz. Kendi üreticisini korumayan bir devlet, vatandaşının ekmeğini de etini de sütünü de hem kalitesizliğe hem de yüksek maliyete mahkum eder. Sonra iktidar çıkıp ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ diyor. Enflasyonla mücadele, dar gelirlinin boğazından kısmak değildir. Enflasyonla mücadele ücretliyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı ve sanayiciyi bedel ödeyen kesim haline getirmek değildir. Enflasyonla mücadele üretimi artırmaktır, arzı güçlendirmektir, rekabeti adil kılmaktır, israfı kesmektir, kayırmacılığı bitirmektir, hukuku ve öngörülebilirliği yeniden tesis etmektir. İşte Tandoğan’dan yükselen ses, bu iş bilmezliğe yapılan itirazdır da aynı zamanda” ifadelerini kullandı.Dervişoğlu, şöyle konuştu:”Millet sabretti. Millet bekledi. Millet fedakarlık yaptı. Millet krizleri sırtlandı. Millet yangınları, depremleri, enflasyonu, işsizliği, adaletsizliği ve liyakatsizliği yaşadı. Ama artık millet şunu da görüyor ve biliyor: Bu düzen, kendiliğinden düzelmeyecek. Bu düzen, milletin lehine işlemeyecek. Bu düzen, vatandaşın derdini çözmeyecek. İşte Tandoğan’da milletin el birliği ile yükselttiği bayrak, bu hakikati de ilan etmiştir. İktidarın büyük, küçük, orta boy ortakları tercihini yaptı. Biz de tercihimizi yapıyoruz. Onlar kayırmacılığı tercih etti. Biz liyakati tercih ediyoruz. Onlar gösterişi tercih etti. Biz hizmeti tercih ediyoruz. Onlar susan toplum istedi. Biz itiraz hakkını savunuyoruz. Onlar üretmeden bölüşmeyi, borçla günü kurtarmayı, ithalatla açığı kapatmayı tercih etti. Biz üretimi, planlamayı, rekabet gücünü ve adil paylaşımı savunuyoruz. Onlar dış politikayı kişisel macera alanına çevirdi. Biz devlet ciddiyetini, kurumsal aidiyeti ve milli menfaati savunuyoruz. Onlar milleti yalnız bıraktı. Biz milletin yanındayız. Onlar ihaneti tercih etti, bizse Türk milletiyle ihanete ve gaflete bayrak açıyoruz.””TBMM, HİÇBİR SİLAHLI YAPININ BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAK İÇİN ÖNCEDEN YASA ÇIKARAN BİR KURUM DEĞİLDİR”Müsavat Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecine dair şu ifadeleri kullandı:”Yaklaşık iki yıldan beri gündemde tutulan yeni açılım süreciyle ilgili olarak büyük bir aldatmacayla karşı karşıya bulunduğumuzu defalarca dile getirmiş, oynanan oyuna işaret etmiştim. Her zaman olduğu gibi yine haklı çıktık. Ömer Çelik’in son açıklaması, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde bugüne kadar kamuoyuna anlatılan temel çerçeveyi fiilen değiştirmektedir. Düne kadar söylenen şuydu; önce terör örgütü hiçbir şart ileri sürmeden silah bırakacak, ardından ihtiyaç varsa hukuki düzenlemeler değerlendirilecekti. Bugün ise deniliyor ki, ‘Terör örgütünün silah bırakmasını gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor.’ Bu cümle, iktidarın bugüne kadar anlattığı sürecin mantığını tersine çevirmektedir. Önce yasa çıkarılacak, sonra silah bırakılacak. Bu yalnızca bir yöntem değişikliği değildir. Bu, müzakerenin ağırlık merkezinin de değiştiğini gösteren siyasi bir beyan niteliğindedir.”TBMM hiçbir silahlı örgütün ve yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir. Herkes aklını başına almalıdır. Bu cani örgüt silah bırakmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine karşı düşmanlıktan vazgeçmemiştir. Ayrıca bunu söyleyen sadece ben değil, aynı zamanda Milli Güvenlik Kurulu’dur. Dertleri çözüm filan değildir. Dertleri, İmralı canisi bebek katiline statü kazandırmak, teröristlere hukuki imtiyaz ve özgürlük sağlamaktır. Türk milleti buna asla izin vermeyecektir. Buradan uyarıyorum; Türkiye’nin geleceğini karartacak adımları atmayın. Bugünkü pozisyonunuza güvenip, hesabını veremeyeceğiniz kararlar almayın. İhanetin zaman aşımı olmadığını da asla unutmayın.”GELİN CUMHURİYETİN ÇATISI ALTINDA BİRLEŞELİM”Bütün bu olumsuzluklar içinde bir şey parlıyor. Ben onu Tandoğan’da gördüm. O meydandaki yüzlerde gördüm. Bayrağı tutan ellerde gördüm. Gözlerindeki kararlılığı kaybetmeyen vatandaşlarımızda gördüm. Türk milleti pes etmemiştir. Türk milleti dağılmamıştır. Türk milleti umudunu kaybetmemiştir. Bu milletin iradesi varsa, herkes iyi bilsin ki bu düzen değişir. Tandoğan’da gördüğümüz budur. Tandoğan’da gördüğümüz irade, sadece bugünün itirazı değil, yarının iktidar hazırlığıdır. Biz bu hazırlığı ciddiyetle, programla, kadroyla ve millet sevgisiyle sürdürüyoruz. Biz İYİ Parti olarak bunun için buradayız. Biz, Türkiye için buradayız. Tandoğan’da hep birlikte yükselttiğimiz ses, bu milletin tarihinden gelen sestir. O ses, haksızlığa itiraz edenlerin sesidir. O ses, ‘Bu vatan sahipsiz değildir’ diyenlerin sesidir. Bütün vatan sevdalılarına sesleniyorum: Gelin, çocuklarımızın okulunda birleşelim. Öğretmenimizin onurunda birleşelim. Emeklimizin sofrasında birleşelim. Çiftçimizin tarlasında, işçimizin alın terinde, sanatçının hayal gücünde, gencimizin hedeflerinde birleşelim. Adaletin terazisinde birleşelim. Cumhuriyetin çatısı altında birleşelim. Bizim kavgamız adaletsizlikledir. Bizim kavgamız yoksullukladır. Bizim kavgamız liyakatsizlikledir. Bizim kavgamız kayırmacılıkladır. Bizim kavgamız bu milleti çaresiz sanan anlayışladır. Hakkını ararken de geleceğini kurarken de yalnız değilsin. Biz milletiz. Senin için buradayız. Senin için çalışacağız. Sonuna kadar senin için mücadele edeceğiz. Çünkü gelecek korkanların değil, cesurların olacaktır. Gelecek, susanların değil, itiraz edenlerin olacaktır. Gelecek, milleti yalnız bırakanların değil, milletle yürüyenlerin olacaktır. Gelecek bizimdir. Gelecek İYİ’lerindir. Gelecek Türk milletinindir.”Kaynak: ANKA
Uzmanından tercih uyarısı: Meslek seçimi birkaç haftaya sıkıştırılamaz
1
AK Parti İl Başkanı sahneye çağrılırken anons krizi! Bakan Yardımcısı, anında müdahale etti
1865 kez okundu
2
İran: Lübnan savaşını sonlandırmak için ilerleme kaydedildi
806 kez okundu
3
Polonya ile ticarette yeni hedef 15 milyar dolar
655 kez okundu
4
Bakan Çiftçi, çeşitli temaslarda bulunmak üzere KKTC'ye geldi
546 kez okundu
5
Trump: Hürmüz Boğazı tamamen ücretsiz olacak
526 kez okundu