47,2164$% 0.05
53,9220€% 0.15
63,1975£% 0
6.292,37%1,71
10.297,00%1,50
41.017,00%1,50
14.138,85%1,18
3117922฿%-0.52661
91558Ξ%0.81122
47.19$%0.06159
21:58
5. Uluslararası Eleştirel Müslüman Çalışmaları Konferansı ve Yaz Programı kapsamında “Batı Sonrası Dünya Düzenine Doğru: Dekolonyalite, İslamofobi ve Küresel Gelecekler” başlıklı söyleşi Ankara’da düzenlendi.Ankara Bilim Üniversitesi, Türk Telekom, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve İslamofobi ile Mücadele Merkezi (CENTERCIF) işbirliğinde Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde TRT Haber gazetecisi ve sunucusu Nisa Efendioğlu’nun moderatörlüğünde düzenlenen söyleşiye Leeds Üniversitesi Dekolonyal Düşünce ve Sosyal Teori Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Salman Sayyid ve California Üniversitesi Berkeley öğretim görevlisi Prof. Dr. Hatem Bazian katıldı.Sayyid, kendi entelektüel yolculuğunun nasıl ilerlediğinden bahsederek, tarihe bakıldığında belirli bir dönemde Müslümanların kamu hayatından kaybolduğuna işaret etti.Bunun nasıl geliştiğine dair araştırmalar yaptığını ve oryantalizm ile Müslüman karşıtlığı arasında bağlantı olduğunu düşündüğünü anlatan Sayyid, şu anki dünya düzeninin Batılı güçlerin çalışmaları sonrasında ortaya çıktığını ve Müslümanların bunu fark etmekte başarısız olduğunu dile getirdi.Sayyid, haritaları oluşturanların bu sınırları çizdiğini ve bu şekilde kabul edilmesini sağladığını kaydederek, eğitimde küresel reform gerektiğini ve kültüre de farklı yönlerden bakılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.Avrupa merkezciliğinin farkına varılması gerektiğini ve bunun zor olduğunu kaydeden Sayyid, bunun en küçük şeylere bile sirayet ettiğini ve bu nedenle değişmesinin çok boyutlu bir şekilde ele alınarak mümkün olabileceğini dile getirdi.”Dünyada tüm Müslümanlar azınlıktır”Sayyid, Avrupa merkezciliğinin Müslümanların içine işlediğini ve bundan kurtulamadıklarını belirterek, “Dünyada tüm Müslümanlar azınlıktır. Sekiz milyar dünya nüfusunun yaklaşık 2 milyarı Müslüman.” dedi.Sayyid, bu meselenin azınlık sorunu gibi muamele görmesi gerektiğine dikkati çekerek, “İslamofobi, kısmen Müslümanlar bağlamında Avrupa merkezciliğinin kendini gösterme şekli.” ifadesini kullandı.Dünyanın büyük güçlerinin çoğunun Müslüman karşıtlığının sürmesinde oldukça istekli ya da buna “suç ortağı” konumunda olduğuna işaret eden Sayyid, “Müslüman ülkelerin çoğu ise ya buna karşı çıkmaya isteksiz ya da bunu fiilen engelleyemiyor ve İslamofobi’nin tek bir ülkede var olduğu, o yerden uzak oldukları sürece kendilerine kötü bir şey olmayacağı yanılgısı içinde yaşıyor.” diye konuştu.Sayyid, Gazze’de yaşananların herkesin bildiği ancak unutmaya çalıştığı şeyi insanlara gösterdiğini belirterek, “Batılı liberal demokrasi, her zaman apartheidin yanında oldu ve bunu mümkün kıldı.” yorumunu yaptı.Müslüman karşıtlığının tüm dünyayı etkileyen bir olgu olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Sayyid, bununla mücadele etmenin herkes için daha iyi bir gelecek için çalışmak anlamına geldiğini söyledi.Sayyid, daha iyi eğitim almaları gerektiğini de vurgulayarak, bu noktaya nasıl gelindiğinin eleştirilmediği sürece bir yere varılamayacağı değerlendirmesinde bulundu.Müslüman karşıtlığı İsrail destekçilerince fonlanıyorBazian, 11 Eylül olaylarının yaşanmasının ardından özellikle hukuki alanda Müslümanların hedef alındığını aktararak, ABD’de 11 Eylül sonrası açılan davaların yüzde 93’ünün Filistin ile alakalı olduğunu ifade etti.”Müslüman karşıtlığı sektörünün” fonunun yüzde 70’inin İsrail destekçisi kaynaklardan geldiğini kaydeden Bazian, İsrail diasporasının Batı’da soykırımın tespit edilmesini engellemek için milyonlarca dolar harcadığını, anketler yaparak Batı dünyasından veriler aldığını anlattı.Bazian, Batı’nın İsrail’in soykırım yaptığını düşündüğüne, ancak cihat veya İslam gibi terimler kullanıldığında Batı’nın İsrail’i desteklemeye başladığına işaret etti.Avrupa merkezli bir dünyada yaşandığına dikkati çeken Bazian, yönetimlerin, felsefenin, insan tanımlamalarının ve müfredat da dahil pek çok konunun Avrupa merkezli olduğunu vurguladı.Bazian, Küresel Güney ülkelerinin tamamen “insan olarak görülmediğini” ve bir medeniyet ve imitasyon projesinden geçmeleri gerektiğini aktararak, 11 Eylül’den bu yana teröre karşı açılan savaş neticesinde 4,5 milyon Müslümanın öldüğünü ve buna rağmen Müslümanların her zaman “İslam neden şiddettir?” sorusuna maruz kaldığını söyledi.Dolaylı sömürgecilik devam ediyorİkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin Küresel Güney için işlevsel olmadığını ve bu Avrupa merkezciliğinden uzaklaşılması gerektiğini belirten Bazian, “Kolonyal iktidar artık yok. İngiltere, Fransa gibi başka bir ülkenin atadığı vali yok artık ama dolaylı olarak aynı yapıya tabisiniz.” dedi.Bazian, savunmacı ve “özür diler” bir durumda olduklarına işaret ederek, alternatif bir dünya görüşü sunabilmek için ihtiyaç duyulan araçlara sahip olmadıkları görüşünü paylaştı.Küresel Güney’de yaşayan birçok insanın dünyayı daha iyi bir yer haline dönüştürmek istediğini belirten Bazian, İslam’ın yaşlılara ve gençlere nasıl davranılması gerektiğine dair geleneksel kriterleri olduğunu anlattı.Bazian, bu bağlamda Batı dünyasını taklit etmelerine gerek olmadığına dikkati çekerek, “Yaşlı insanlar, kelimenin tam anlamıyla ‘huzurevi’ olarak adlandırılan yerlerde ölüme terk ediliyor, çocuklar ise (Jeffrey) Epstein sınıfına tabi tutuluyor. Bir nevi kölelik.” değerlendirmesinde bulundu.”Aklımızın içinde beyaz bir insan yaşıyor”Eğitim sisteminin yeniden inşa edilmesi gerektiğinin altını çizen Bazian, “Aklımızın içinde beyaz bir insan yaşıyor. Müfredatımıza bakacak olursanız, anlamın Avrupa’nın tam merkezine koyulduğunu görürsünüz.” ifadesini kullandı.Bazian, “ötekinin” Müslüman olarak tanımlanmış durumda olduğuna işaret ederek, 1945 sonrası kurulan düzenin bittiğini ve şu anda hem bir kriz hem de bir fırsat bulunduğunu söyledi.Bölgedeki temel konseptlerin ve değerlerin değiştiğine değinen Bazian, uluslararası hukuk ve insan haklarının etkin olmadığına işaret etti.Bazian, farklı bir dünyanın mümkün olduğunu, yalnızca böyle bir düzeni tasavvur etmeleri gerektiğini belirterek, “Küresel güneye güveniyorum; modern bir dünyanın mağduru olmaktan çıkıp dünyayı dönüştüreceğimizi hayal etmemiz gerekiyor. Hayal edemezseniz, gerçekleştiremezsiniz.” dedi.”Avrupa’nın biraz sağduyusu olsaydı Türkiye’nin kabul edilmesi için acele ederdi”Katılımcıların sorularını yanıtlayan Bazian, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine dair, “Türkiye AB’ye üye olmaya çalışıyor, AB de sürekli Türkiye’nin ulaşması gereken eşiği yükseltiyor. Diğer Avrupa ülkelerine yönelik aynı taleplerde bulunmuyor.” değerlendirmesinde bulundu.Bazian, bu durumda Türkiye’nin kritik bir karar alarak ekonomi ve politika alanındaki projesini diğer bölgelere yönlendirdiğini kaydederek, şu anki durumda iki taraf arasındaki stratejik haritanın tamamen değiştiğini söyledi.Türkiye’nin AB adaylığı sürecine ilişkin Bazian, “Avrupa’nın biraz sağduyusu olsaydı, ki buna pek inanmıyorum, aslında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne kabul edilmesi için acele ederdi.” değerlendirmesinde bulundu.Bazian, Avrupa’nın hala Müslümanların bölgelerinin parçası olmasını istemediğine dair bir algı olduğunu söyledi.
1
Gece yarısı tabela değişecek: Benzine zam geliyor
3556 kez okundu
2
AK Parti İl Başkanı sahneye çağrılırken anons krizi! Bakan Yardımcısı, anında müdahale etti
1877 kez okundu
3
İran: Lübnan savaşını sonlandırmak için ilerleme kaydedildi
812 kez okundu
4
Polonya ile ticarette yeni hedef 15 milyar dolar
661 kez okundu
5
Bakan Çiftçi, çeşitli temaslarda bulunmak üzere KKTC'ye geldi
554 kez okundu