46,7027$% 0.06
53,3805€% 0.22
62,2998£% 0.24
6.071,93%0,39
10.028,00%0,34
39.903,00%0,35
14.350,60%1,62
฿%
Ξ%
$%
03:22
Radyo Levant’ın YouTube kanalında yayımlanan söyleşide Suriye uzmanı Kutlu Han Görücü, Türkiye’nin 2020 yılında İdlib’de gerçekleştirdiği Bahar Kalkanı Harekatı’nı tüm boyutlarıyla değerlendirdi. Görücü, söz konusu harekatın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kariyerinde aldığı en kritik kararlardan birini temsil ettiğini vurguladı.2011’den 2020’ye: Türkiye Suriye’de Nasıl Köşeye Sıkıştı?Görücü’ye göre Bahar Kalkanı Harekatı, Türkiye’nin 2011’den bu yana Suriye’de ulaştığı en kritik dönüm noktasıydı. Batı dünyasıyla uyumlu biçimde muhalefeti destekleyen Türkiye, YPG’nin kurulması ve ABD’nin bu yapıya destek vermesiyle giderek güç kaybetmeye başladı. 2015 sonrasında ise Rusya’nın savaşa müdahalesiyle tablo daha da ağırlaştı.Astana süreci Görücü’nün ifadesiyle “bir Suriye Sevr’iydi.”Türkiye o süreçte kazanmıyor, kaybını yönetiyordu. Muhalifler başlangıçta İdlib, Şam kırsalı, Humus kırsalı ve Dera gibi geniş bir coğrafyada bulunurken Bahar Kalkanı öncesinde yalnızca İdlib’e sıkışmıştı. Devrim öncesinde nüfusu 1 milyonun altında olan İdlib, savaş süreciyle birlikte 4 milyonu aşkın bir nüfusa ulaştı; silahlı gruplar, savaşçılar ve devrimci kesimler bu bölgede yoğunlaştı.Türkiye, 2020 yılında Suriye’de İran, Rusya ve BAE ile savaştıHarekatın uluslararası arka planı da son derece karmaşıktı. Görücü’ye göre Türkiye’yi İdlib’de sıkıştıranlar yalnızca Rusya ve İran değildi; bu denklemi finanse eden önemli bir aktör olarak Birleşik Arap Emirlikleri de öne çıkıyordu. BAE, Türkiye’yi aynı dönemde Libya’da da köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu.Sahadaki gerçeklik de görünenden çok farklıydı. Esed rejimi üniformalı askerlerin yanı sıra İran’ın getirdiği Şii milisler (Fatimiyon, Hizbullah, Zeynebiyun, Asaib Ehl-ul-Hak), Wagner’in kara unsurları ve Rusya’nın hava kuvvetleri koordineli biçimde hareket ediyordu. Görücü, “Türkiye aslında Esed rejimiyle değil, bir koalisyonla savaştı; bu koalisyonun finansörü ise Birleşik Arap Emirlikleri’ydi” dedi.Türkiye İdlib’i Savunmak için 12 Gözlem Noktasını 31’e Çıkardı Astana sürecinin en önemli kazanımlarından biri, anlaşmaya İdlib’de gözlem noktası kurulmasına ilişkin maddenin eklenmesiydi. Görücü bu adımı küçümseyenlere karşı çıktı: “O gün 2017 şartlarında biz 12 gözlem noktası kurduk. Bahar Kalkanı ve Devrime gidecek hikayeyi o adım yazmaya başladı.”- İdlip’te 2020 yılında 10 bin Türk askeri vardı: Cumhuriyet tarihinin en büyük kuvvet konuşlandırmasıdırÜs sayısı zamanla 31’e yükseltildi; bölgeye tahminen 10.000 Türk askeri sevk edildi. Görücü’ye göre Cumhuriyet tarihi boyunca bu denli küçük bir alana bu kadar büyük bir kuvvet konuşlandırıldığına dair tek örnek Kıbrıs Harekatı olabilir.Buna karşın Rusya ve İran öncülüğündeki koalisyon gözlem noktalarını birer birer kuşatmaya başladı. Morek ve Serakip’teki Türk üsleri abluka altına alındı. Türkiye her sıkışmaya yeni bir üs kurarak karşılık verdi; ancak denklemi kökten değiştiren kırılma noktası bambaşka bir gelişmeyle yaşandı.Rusya 27 Şubat 20202de gözlem noktasına saldırdı: 34 Şehit verildi27 Şubat 2020 gecesi Rus ve Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı tabura düzenlediği hava saldırısında 34 asker şehit oldu. Resmi açıklamada saldırı Esed rejimine atfedildi, Rusya ise üstlenmedi. Ne var ki Görücü’nün aktardığına göre Türkiye’nin verdiği yanıt, karşı tarafı bu kararına bin pişman etti.- “Harekat kararı Erdoğan’ın 25 yıllık siyasi hayatının en önemli kararıdır”Görücü bu gecenin anlamını şöyle özetledi: “34 askerinin şehit edilmesi ve Türkiye’nin yapması gerektiği işi yapmasıyla harekat gerçekleşti. Bu karar, Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 yıllık siyasi hayatında aldığı en önemli kararlardan birisi olabilir. Karşısında Ruslar ve İranlılar var, daha önce çok geri çekilmişsin, üslerin kuşatılmış. Buna rağmen o dirayeti gösterdi.”Operasyonun adı bir iki gün sonra konuldu: Bahar Kalkanı Harekatı. 1 Mart 2020’de resmen ilan edildi.Türkiye 5 Günde 2 Uçak, 8 helikopter düşürdü, 135 tankı imha etti, 2.500 rejim askerini etkisiz hale getirdiHarekat 5 gün sürdü ve bu kısa süre nedeniyle hafızalara gereği gibi kazınamadı. Ancak sonuçlar son derece ağırdı: 2 uçak, 8 helikopter ve 135 tank imha edildi; 2.500’ün üzerinde rejim unsuru etkisiz hale getirildi. Bu unsurlar arasında onlarca general ve 100’ü aşkın subay da yer alıyordu.Görücü bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Barış Pınarı’ndan da, Zeytin Dalı’ndan da çok daha büyük bir operasyon. Esed rejimi o dönemde Suriye’nin resmi ordusuydu. Cumhuriyet tarihinde bir ülkenin ordusuyla yapılan en büyük mücadelelerden biriydi bu.”- Bir Rus Gazeteci: Türkler hareket eden herşeyi vurduHarekatın belirleyici silahı ise insansız hava araçlarıydı. Türk SİHA’ları hareket eden her türlü hedefi vurdu; rejim unsurları araçlarını ve teçhizatını binalara saklamak zorunda kaldı. Bir Rus gazetecinin yayımladığı video bu gerçeği gözler önüne serdi. Görücü, “Allah ne verdiyse vurduk” dedi ve ekledi: “SİHA teknolojisinin Türkiye’nin dış politikasını nasıl dönüştürdüğü, bugünkü devrimi nasıl getirdiği bu harekatla tescillendi. İngiliz Savunma Bakanı başta olmak üzere dünya basınında Türklerin yaptıklarına duyulan şaşkınlığı anlatan manşetler çıktı.”Bahar Kalkanı Olmasaydı Suriye Devrimi GerçekleşemezdiGörücü’ye göre harekatın Suriye devrimiyle bağlantısı doğrudandır. Eğer Bahar Kalkanı yapılmasaydı HTŞ ve diğer silahlı grupların büyük bölümü tasfiye edilmiş ya da yeraltına çekilmiş olacaktı. İdlib nüfusu ise Esed rejimiyle bir arada yaşayamayacağından yeni bir büyük mülteci dalgası kaçınılmaz olacaktı.- Bahar Kalkanı harekatından sonra 4 yıl boyunca toprak değişimi olamadıHarekat bu grupların nefes almasını sağladı. 2020’den 2024’e uzanan dört yıllık dönem, 2011’den bu yana toprak değişiminin yaşanmadığı ilk dönem oldu. HTŞ bu süreçte yeniden yapılandı, müşterek operasyon odası kurdu, teçhizatını geliştirdi ve strateji oluşturdu. Devrim bu zeminde mümkün oldu.Görücü, devrim sonrasında Türkiye’de ortaya çıkan iki farklı görüşe de değindi: “Türkiye bu devrimi yaptı” ve “Türkiye bu operasyona bile karşıydı” şeklindeki iki uç yaklaşımın da gerçeği tam yansıtmadığını savundu. Doğru okumanın şu olduğunu söyledi: “Türkiye ve Suriyeli muhalifler bu işi kazandı. Türkiye askeriyle, ordusuyla, ekonomisiyle ve 3,5 milyon insanı topraklarında ağırlamasıyla bu savaşın kazananlar hanesine dış güç olarak birinci sıraya yazılır.”Rusya ve İran Neden Müdahale Edemedi?Görücü’ye göre Türk SİHA teknolojisi Rusların elektronik savunma sistemlerini etkisiz kılacak düzeye ulaşmıştı. Libya’da Wagner’in panserlerinin dronlarla imha edilmesi bu gerçeği daha önce ortaya koymuştu. Rusya alçak irtifada uçtuğunda Türkiye’nin muhaliflere verdiği Manpads’lar devreye giriyordu; yüksek irtifada ise SİHA’lar.Günün sonunda Rusya ve İran baskıyla masaya oturmak zorunda kaldı. Soçi Mutabakatı imzalandı; müşterek devriyeler başladı. Görücü bu sürecin literattürdeki karşılığını “çözümsüzlüğü yönetmek” olarak tanımladı: “Çözemediğin için iradeyi ortaya koyuyor, statükoyu donduruyorsun.”Bahar Kalkanı’nın Mirası: Libya, Karabağ, Ukrayna ve AfrikaGörücü, 2020 yılını Türkiye’nin son yıllardaki zafer yıllarından biri olarak nitelendirdi. Bahar Kalkanı ardından Libya’da Trablus’un kurtarılması ve meşru hükümetin görevde tutulması, akabinde Azerbaycan’ın yanında Karabağ’ın özgürleştirilmesi birbirini izledi. Bu zincir bugüne uzandı: Ukrayna’da SİHA’ların etkisi, Somali’de F-16’ların varlığı, Afrika’da Türk danışmanlık faaliyetleri.Kurumsal birikim de bu süreçte kazanıldı. “Türk istihbarat teşkilatı bugün dünyanın birçok bölgesinde bu tarz operasyonları planlayıp yönetebilir hale geldi. Bu know-how’u edinmek için bile Suriye savaşı kritik bir öneme sahipti” diyen Görücü, Türkiye’nin güvenilir bir müttefik olarak öne çıkmasının da bu birikimle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.Görücü söyleşiyi şu cümleyle noktaladı: “Bahar Kalkanı, Türkiye’nin o acılı sancılı sürecinin bittiği, zafer yıllarının başladığı ve gücünü konsolide ettiği bir temel taştır.”Kutlu Han Görücü kimdir?Kutluhan Görücü, Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Yüksek lisansını aynı üniversitenin Siyasi Tarih Bölümü’nde sürdürmektedir. SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) Dış Politika Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak görev yapmakta, aynı zamanda Suriye Gündemi internet sitesinde editörlük üstlenmektedir. Başlıca çalışma alanları Suriye savaşı, devlet dışı silahlı aktörler, Türkmenler ve DEAŞ’tır.Suriye konusunda Türkiye’nin en üretken analistlerinden biri olarak öne çıkan Görücü; HTŞ, SDG/YPG, Süveyda krizi ve rejim sonrası Suriye’nin güvenlik yapılanması gibi konularda çok sayıda analiz ve yorum kaleme almıştır. Devrim sürecini başından beri yakından takip etmiş, Halep’in düşüşünden Esed rejiminin çöküşüne uzanan kritik dönemde Türk kamuoyunu bilgilendiren başlıca isimlerden biri olmuştur.
Yüzyıllardır kayıptı, Osman Gazi'nin miğferi ABD'de ortaya çıktı
1
AK Parti İl Başkanı sahneye çağrılırken anons krizi! Bakan Yardımcısı, anında müdahale etti
1865 kez okundu
2
İran: Lübnan savaşını sonlandırmak için ilerleme kaydedildi
806 kez okundu
3
Polonya ile ticarette yeni hedef 15 milyar dolar
655 kez okundu
4
Bakan Çiftçi, çeşitli temaslarda bulunmak üzere KKTC'ye geldi
546 kez okundu
5
Trump: Hürmüz Boğazı tamamen ücretsiz olacak
526 kez okundu