48,8366$%0,10
55,7824€%-0,17
64,9486£%-0,22
6.776,00%-0,86
11.055,00%-0,98
44.077,00%-0,98
%
4190100฿%-0.01209
133418Ξ%-0.24129
48.83$%0.04701
16:11
(ANKARA) – AB-Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, AB’nin finanse ettiği ve UNFPA tarafından yürütülen “Eşitlik İçin Sivil Toplum Programı” lansmanında, “AB hakların, haysiyetin, eşitliğin ve fırsatların herkes için bir gerçeklik haline gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’deki sivil toplum, topluluklar, Türk makamları ve BM ortaklarıyla birlikte çalışmaya kararlılıkla devam ediyor” dedi.Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından yürütülen “”Eşitlik İçin Sivil Toplum Programı”nın lansmanı bugün Ankara’da bir otelde yapıldı.Üç yıllık program, Türkiye’deki yerel sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini güçlendirerek kadınların ve gençlerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini desteklemeyi amaçlıyor. Türkiye’nin beş bölgesinde, 13 ilde faaliyet gösterecek 36 sivil toplum kuruluşunun kapasitelerini güçlendirecek program ile kadınların ve gençlerin hak ve hizmetlere erişiminin artırılması, her türlü şiddet ve ayrımcılıktan uzak, sağlıklı, güvenli ve üretken bir yaşam sürebilmelerinin desteklenmesi ve sosyal ve ekonomik fırsatlara erişimlerinin önünün açılması hedefleniyor. Ulusal kalkınma öncelikleri doğrultusunda demografik dayanıklılığın güçlendirilmesine katkı sunmayı da amaçlayan program, Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı, AB’nin IPA III Programlama Çerçevesi (2021-2027) ve UNFPA’nın Türkiye ile 8. Ülke Programı (2026-2030) ile uyumlu olarak hayata geçiriliyor.AB-Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, çok sayıda diplomatik misyon temsilcisi ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı lansman, UNFPA Türkiye’nin hazırladığı bir video gösterimiyle başladı. Ardından açılış konuşmalarına geçildi. “GENÇLERİN YÜZDE 23’Ü NEET KATEGORİSİNDE” UNFPA’nın 50 yılı aşkın bir süredir Türkiye Hükümeti ile iş birliği içinde Türkiye halkına hizmet verdiğini belirten Khan, Türkiye’de yaklasık 12,7 milyon genç insan olduğunu söyledi. Haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesi durumunda sosyo-ekonomik dönüşüm açısından ortaya çıkabilecek potansiyelin çok yüksek olduğunu vurgulayan Khan, mevcut istatistiklere bakıldığında, nüfus artış hızının düşmeye devam edeceğini bildiklerini kaydetti. Khan, “Şu anda gençlerin yaklaşık yüzde 23’ünün NEET kategorisinde olduğunu biliyoruz, yani ne istihdamda ne eğitimde ne de herhangi bir mesleki eğitim içerisindeler” ifadelerini kullandı. Khan, UNFPA’nın 73 ülkede yaptığı bir araştırmanın, gençlerin giderek yalnızca bugünkü maddi rahatlık konusunda değil, yarının istikrarı konusunda da daha fazla endişe duyduklarını gösterdiğini aktardı. Khan, “İklim değişikliği konusunda kaygılılar. Hangi bilgi kaynaklarına güvenebileceklerini bilmiyorlar. Bunlar, gençlerin dile getirdiği çok sahici kaygılar. Sorumluluk sahibi konumda olan ve yetki sahibi olan bizlerin, bu gençleri dinleyebileceğimiz ortamlar yaratması ve yaptığımız çalışmaların tasarımında onları ve isteklerini dikkate almamız, ayrıca onların sahip olduğu bu son derece sahici endişelere yanıt vermemiz büyük önem taşımaktadır. Doğru ve gençlere uygun bilgi, hizmet ve fırsatlar sunmak, UNFPA’nın amaçladığı çalışmaların kritik bir parçasıdır” dedi. “SİSTEMATİK EŞİTSİZLİKLERİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ” Kadınlar ve kız çocukları açısından yaşananlara bakılınca, onların inanılmaz derecede dirençli olduklarını gördüklerini dile getiren Khan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak aynı zamanda sistematik eşitsizliklerin de olduğunu görüyoruz. Size birkaç istatistikten bahsedeceğim. Türkiye’de kadınların eğitim durumuna, özellikle yükseköğretime baktığımızda, OECD ortalamasıyla aynı seviyede olduğunu görüyoruz. Ancak kadınların işgücüne katılımına baktığımızda, bu oran sadece yüzde 32 ve ulusal hedef bunu en az yüzde 40’a çıkarmak. Bu konuda çok ilginç bir araştırma yaptık. İşte tam bu noktada, üç yaşın altında bir veya daha fazla çocuğu olan erkeklerin yüzde 91’i bir işte çalışırken, üç yaşın altında çocuğu olan kadınların yalnızca yüzde 27’sinin iş gücüne dahil olduğunu gösteren çok ilginç bir çalışma yaptık. Bu bakım işinin en önemli sorunlardan biri olmasıyla ilgili bir dizi zorluk söz konusu. Yemek pişirmeyi, temizliği, çamaşır yıkamayı, çocukları okula götürüp getirmeyi, desteğe ihtiyaç duyabilecek yaşlı ebeveynleri okula götürüp getirmeyi kim yapıyor? Bunlar, kadınların üstlendiği ücretsiz bakım işleridir.”Khan, toplumsal cinsiyet eşitliğinin temelinde bedensel özerkliğin olduğuna işaret ederek, bunların arasında ne zaman doktora gideceği, ne tür bir tedavi alacağına karar verebilme, üreme sağlığıyla ilgili meseleleri ve kaygıları anlayabilme olduğunu belirtti. Dünya genelindeki sağlık konuları kapsamında konuşan Khan, kadınların sağlık sorunlarının doktorlar tarafından sürekli olarak göz ardı edildiğini gösteren araştırma üzerine araştırma görüldüğüne dikkat çekti. Khan, tarihsel süreçte her ülkede bu tür bir örüntünün söz konusu olageldiğini ifade etti.Toplumsal cinsiyete değinen Khan, bunun dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de üzücü bir gerçeklik olduğunu kaydetti. Kadınların neredeyse yüzde 30’unun yaşamlarının bir döneminde psikolojik şiddete maruz kaldığını söyleyen Khan, “Bu istatistiği çok sık duyuyoruz, ancak bu çok fazla kadın için her gün yaşanan son derece üzücü bir gerçeklik. ve bu, şiddetin yalnızca bir türü. Ekonomik şiddet var, hareket özgürlüğünün kısıtlanması var. Hala tam olarak belgeleyemediğimiz çok daha fazla şiddet türü var. Kadınların toplum düzeyinde bunları tanımasını, bunlarla başa çıkmasını, mevcut ulusal sistemleri ve mekanizmaları kullanarak bunlardan kaçmasını desteklemek, sivil toplumla birlikte yaptığımız çalışmaların temel bir parçası” diye konuştu. “ÇOCUK EVLİLİĞİNİ SIFIRA İNDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ” Khan, çocuk yaşta evliliklerin azaltılmasında ilerleme gördüklerine değinerek, 18 yaş altındaki herhangi bir kız çocuğunun kendi iradesi dışında evlendirilmesinin sürdürülen bir yoksulluk döngüsü olduğunu vurguladı. Bunun yalnızca o kişilerin hayatlarını değil, çocukları ve ailelerini de etkilediğini kaydeden Khan, “Bunu sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. UNFPA’nın dünya genelinde yaptığı şey bu. Sivil toplum faaliyetleri aracılığıyla birlikte yürüteceğimiz çalışmalarla bunu hızlandırmayı umuyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin beş bölgesindeki 13 ilinde, 36 sivil toplum kuruluşuyla birlikte, belirli STK’ların bu sistem ve yapılarını daha etkili şekilde işletebilmeleri için teknik kapasite geliştirmelerini güçlendirmeyi umuyoruz.Doğrudan topluluklar adına elde edilecek sonuçları hızlandırmak amacıyla, sivil toplum kuruluşları ile topluluklar arasındaki desteği ve iş birliğini güçlendirmek için, bahsettiğim bu konuların birçoğuna ilişkin yapılandırılmış diyalog süreçleri yürüteceğiz” dedi. Programın hayata geçirilmesini mümkün kılan AB’nin mali katkısını takdirle karşıladığını ifade eden Khan, “Üreme sağlığı ve haklarını geliştirmeyi, güvenli anneliği desteklemeyi, toplumsal cinsiyet eşitliğini hızlandırmayı, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti azaltmayı, çocuk evliliklerini daha da azaltmayı ve gençleri, genç erkekleri ve genç kızları desteklemeyi umuyoruz” ifadelerini kullandı. “KADINLAR VE GENÇLER BEDENLERİ VE GELECEKLERİ HAKKINDA KARAR VERME KONUSUNDA ENGELLERLE KARŞILAŞIYOR” AB-Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Orav, Türkiye genelinde çok fazla sayıda kadın ve gencin, kendi bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verme konusunda engellerle karşılaşmaya devam ettiğine işaret etti. Bunun onur, eşitlik, sağlık ve şiddetten uzak olma özgürlüğüyle ilgili olduğunu söyleyen Orav, şunları kaydetti: “Bir kız çocuğunun eğitimine devam edip edememesiyle, bir gencin doğru bilgiye ve kaliteli hizmetlere erişebilmesiyle, şiddet mağdurlarının korunma ve adalete ulaşabilmesiyle ve toplulukların haklar ve fırsatlar temelinde bir gelecek inşa edebilmesiyle ilgilidir. Bu öncelikler, AB’nin toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan haklarına yönelik taahhüdünün temelinde yer alıyor. AB Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eylem Planı III, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesine ve ele alınmasına ve cinsel ve üreme sağlığı ve haklarının geliştirilmesine güçlü bir vurgu yapmaktadır. AB bu taahhütleri anlamlı ve sürdürülebilir eylemlere dönüştürmeyi amaçlıyor.Bu proje, birbiriyle derinden bağlantılı konuları bir araya getiriyor: Cinsel ve üreme sağlığı ve hakları, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler. Bu sorunlar çoğu zaman birbiriyle kesişen eşitsizliklerden, zararlı toplumsal normlardan, bilgiye ve hizmetlere sınırlı erişimden ve eşitsiz fırsatlardan kaynaklanıyor. Bu sorunları birlikte ele almak, temel nedenlerle mücadele etmemize ve kadınlar, kız çocukları ve erkek çocukları için kalıcı bir değişimi desteklememize olanak sağlıyor.”Sivil alanın giderek daraldığına dikkati çeken Orav, sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucularının seslerini duyurabilecekleri, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi için savunuculuk yapabilecekleri, toplulukları destekleyebilecekleri ve kamusal tartışmaya katkıda bulunabilecekleri elverişli bir ortama ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Orav, bu projenin gücünün sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışarak, toplulukları sürece dahil ederek, güvenli alanlar oluşturarak, bilgiyi güçlendirerek ve kadınların ve gençlerin kendi hayatlarını etkileyen kararlarda daha güçlü bir sese sahip olmalarını sağlayarak değişim yaratmaya çalışmasında yattığını kaydetti.”VERDİĞİMİZ DESTEK, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNE BAĞLILIĞIMIZI GÖSTERİYOR” Sivil toplum kuruluşlarının bu çabanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Orav, sözlerini şöyle tamamladı: “Çoğu zaman risk altındaki insanlara ilk ulaşan ve yerel topluluklarda en çok güvenilen aktörler arasında yer alırlar. Temel hizmetler sunarlar, farkındalık yaratırlar, kanıt toplarlar, etkili seslerini duyururlar ve değişim için savunuculuk yaparlar. AB, bu projeyi ve projeyi hayata geçiren kuruluşları desteklemekten gurur duymaktadır. Verdiğimiz destek, toplumsal cinsiyet eşitliğine, insan haklarına ve kapsayıcılığa olan bağlılığımızı göstermektedir.Sonuç olarak bu proje, insanlara ve topluluklara yapılan bir yatırımdır. Her kadının ve her gencin şiddetten, zorlamadan ve zararlı uygulamalardan uzak yaşayabildiği, bedeni, sağlığı ve geleceği hakkında bilgiye dayalı kararlar verebildiği bir geleceğe yapılan yatırımdır. AB hakların, haysiyetin, eşitliğin ve fırsatların herkes için bir gerçeklik haline gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’deki sivil toplum, topluluklar, Türk makamları ve BM ortaklarıyla birlikte çalışmaya kararlılıkla devam ediyor.”
Mansur Yavaş CHP’den istifa etti
1
Siirt Vakfı Anadolu Yakası Şubesi’nden CHP Genel Merkezi’ne Anlamlı Ziyaret
63424 kez okundu
2
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
235 kez okundu
3
Kayseri’de iki grup arasında bıçaklı kavga: 1 yaralı
162 kez okundu
4
Doktor, acil servis duvarından atlayarak yaralı motosiklet sürücüsüne müdahale etti
139 kez okundu
5
Uşak’ta meşelik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı
132 kez okundu