48,6698$%0,05
56,0678€%0,44
65,3046£%0,36
6.836,49%2,50
11.149,00%1,98
44.440,00%1,98
%
฿%
Ξ%
$%
16:18
Uluslararası Gazetecilik Profesörü Mihail Gusman, Güney Kafkasya’nın küresel siyasette artan önemini ve bölgenin yeni mimarisinde Azerbaycan’ın rolünü AA Analiz için kaleme aldı.*** Güney Kafkasya, bugün tarihi bir dönemden geçiyor. Sadece bölgenin siyasi konfigürasyonu değil, dünya siyasetindeki önemi de değişiyor. Çok yakın zamana kadar Güney Kafkasya, her şeyden önce çatışmalar ve karşıtlıklar üzerinden algılanıyordu. Bugün ise ekonomik kalkınma, ulaştırma koridorları, enerji, ticaret ve bölgesel işbirliği gibi meseleler giderek ön plana çıkıyor.Özellikle Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesinin ardından bölgeden artık tamamen farklı bir mantıkla, sürekli bir çatışma alanı olarak değil, potansiyel bir işbirliği alanı olarak söz etmek mümkün hale geldi.Bununla birlikte büyük küresel aktörlerin Güney Kafkasya’ya olan ilgisi de artıyor. Burada Rusya, Türkiye, İran, Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Orta Asya ülkelerinin çıkarları kesişiyor. Dolayısıyla denge daha karmaşık ve çok boyutlu bir hale geliyor. Burada herhangi bir tarafın mutlak üstünlüğünden ziyade, bölge ülkelerinin kendi rollerinin önemli ölçüde arttığı yeni bir sistem oluşuyor. Azerbaycan da bu sistemde son derece özel bir yere sahip.Azerbaycan’ın bölgede değişen konumuBu yeni dengeler çerçevesinde Azerbaycan’ın konumu önemli ölçüde güçlendi. Bu durum yalnızca ülkenin coğrafyası veya enerji kaynaklarıyla bağlantılı değil. Bugün Azerbaycan, kendi dış politikasını yürütebilen ve aynı zamanda farklı güç merkezleriyle ilişkilerini sürdürebilen bağımsız bir jeopolitik aktör olarak giderek daha fazla öne çıkıyor.Son yıllarda özellikle Azerbaycan’ın uluslararası algısında çok belirgin bir değişim yaşandı. Kısa bir süre öncesine kadar ülke, bölge dışında çoğunlukla Karabağ çatışması bağlamında konuşuluyordu. Bugün bu, Azerbaycan’ı tanımlamak için artık tamamen yetersiz bir nitelendirme. Ülke, Avrupa’nın önemli bir enerji ortağı, büyük bir ulaştırma merkezi ve uluslararası diplomasinin aktif bir katılımcısı haline geldi. Azerbaycan, aynı zamanda Türkiye, Orta Asya, Rusya, Avrupa, ABD ve diğer devletlerle de ilişkilerini güçlendirdi. Bu durum Bakü’nün dış politikasını ayrı güç merkezleri arasında bir seçim alanı olarak değil, aynı anda birden fazla yönde çalışma imkanı olarak gördüğünü gösteriyor. Bu nedenle bugün Azerbaycan’ın uluslararası ağırlığı, yalnızca ülkenin büyüklüğü veya nüfusunun sayısından hareketle tahmin edilebilecek seviyenin önemli ölçüde üzerindedir.Bölgeye artan ilgiUkrayna’da devam eden savaş, Avrasya’nın jeopolitik sistemini büyük ölçüde etkiledi. Ticaret güzergahları, enerji akışları ve lojistik değişirken malların ve enerjinin çatışma bölgelerinin dışından taşınmasını sağlayan güzergahların önemi arttı. Bu da Güney Kafkasya ve Hazar bölgesine duyulan ilgiyi belirgin şekilde artırdı. Son gelişmelerin ardından Washington’ın da bölgesel çözüm süreçlerinde daha görünür bir rol oynamaya çalıştığını görüyoruz. Ancak bunu yalnızca bir nüfuz alanı mücadelesi olarak değerlendirmemek gerekiyor. İdeal durumda Güney Kafkasya, farklı devletlerin çıkarlarının kesiştiği bir alan haline gelebilir ancak bu kesişmenin mutlaka çatışmaya yol açması gerekmiyor. Mevcut durumda yeni jeopolitik durumu işbirliğinin geliştirilmesi için kullanmak adına benzersiz bir fırsat bulunuyor. Bölge ülkeleri, ticaret akışlarının kendi topraklarından geçmesi, altyapı inşa edilmesi ve yatırımların gelmesinden yana olursa, bu durum kendi başına istikrar için ilave bir teşvik oluşturur.Dahası herkes ulaştırma güzergahlarının istikrarı, enerji güvenliği ve ticaretin gelişmesiyle ilgileniyorsa, barışı desteklemek için nesnel bir teşvik ortaya çıkıyor ve burada Azerbaycan çok güçlü bir konumda bulunuyor. Bakü, farklı güç merkezleriyle konuşabiliyor ve farklı ortaklarla işbirliğinden vazgeçmeden kendi ulusal çıkarlarını ilerletebiliyor.Uluslararası ticarette Zengezur’un kilit rolüGüney Kafkasya’daki bu yeni siyasi durum, Avrupa ile Asya arasındaki ticarette Orta Koridor’un rolünü de nesnel olarak artırma potansiyeli taşıyor. Modern uluslararası ticaretin yalnızca ucuz değil, aynı zamanda güvenilir, öngörülebilir ve çeşitlendirilmiş güzergahlara da ihtiyacı var. Son yıllar, büyük ulaşım güzergahlarının siyasi krizlerle karşı karşıya kalması durumunda küresel lojistiğin ne kadar kırılgan hale gelebileceğini çok ikna edici şekilde gösterdi.Orta Koridor bu anlamda özel bir önem kazanıyor. Koridor, Çin ve Orta Asya’yı Hazar, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve ardından Avrupa pazarlarına bağlıyor. Ancak bölgede ticaretin tam anlamıyla gelişmesi için yalnızca altyapı yeterli değil. Bu güzergahın geçtiği tüm ülkelerde siyasi istikrarın sağlanması gerekiyor.İşte bu nedenle bugün Güney Kafkasya’da yaşanan süreçlerin bölgenin çok ötesinde bir önemi var. Ulaştırma bağlantılarının sürdürülebilir gelişimi sağlanırsa, Orta Koridor yeni Avrasya lojistiğinin en önemli unsurlarından biri haline gelebilir. Orta Koridor’un kapasitesinin artırılması hususunda Zengezur Koridoru, Doğu-Batı yönündeki tüm ulaşım sistemi içerisindeki potansiyel olarak en önemli unsurlardan biri. Koridorun önemi, öncelikle Azerbaycan’ı Nahçıvan’a ve daha sonra Türkiye’ye daha doğrudan bağlayabilmesinde yatıyor.Türkiye açısından bu, Asya ile Avrupa arasında transit merkez olma rolünü güçlendirmek için ilave imkanlar açıyor. Azerbaycan açısından ise bölgenin önemli bir ulaşım merkezine dönüşmesinin bir başka unsurunu oluşturuyor. Bu anlamda Zengezur Koridoru, Orta Koridor’u tamamlayacak nitelikte bir projedir. Birbirine bağlı demir yolu ve kara yolu güzergahları ne kadar artarsa, tüm ulaştırma sisteminin genel verimliliği de o kadar yükselir. Bu anlamda Zengezur güzergahının açılması, Orta Koridor’un tamamına ilave bir ivme kazandırabilir.Zengezur Koridoru’nun ve dolayısıyla Orta Koridor’un güçlendirilmesi Türkiye’ye Anadolu’dan Orta Asya’ya kadar uzanan coğrafyada ekonomik ve siyasi varlığını önemli ölçüde güçlendirme imkanı sunuyor. Günümüzde etki alanları siyasi açıklamalardan daha ziyade giderek altyapı üzerinden oluşturuluyor. Eğer ülkeler arasında demir yolu, kara yolu, enerji sistemleri, ticari bağlantılar ve yatırımlar varsa, aralarında tamamen farklı bir karşılıklı bağımlılık düzeyi ortaya çıkıyor. Bu açıdan Azerbaycan, Türkiye için son derece önemli bir ortak haline geliyor. Türkiye, Azerbaycan üzerinden Orta Asya devletleriyle çok daha derin bir etkileşim kurma imkanına sahiptir.Azerbaycan-Türkiye ortaklığıAzerbaycan ve Türkiye arasında “bir millet, iki devlet” söylemi çok bilinen bir formül olsa da bunun arkasında sadece iki halkın duygusal ve tarihi yakınlığı bulunmuyor. Son yıllarda bu ilişki çok somut bir siyasi, ekonomik ve stratejik içerik kazandı. Türkiye, Azerbaycan’ın en önemli stratejik ortağı haline geldi. Azerbaycan ise Anadolu’yu Hazar bilgesine ve Orta Asya’ya bağlayan bir devlet olarak Türkiye açısından büyük önem taşıyor. ve burada çok ilginç bir yapı ortaya çıkıyor: Türkiye, Azerbaycan üzerinden Hazar’a ve daha sonra Orta Asya’ya açılmak için ilave imkanlar elde ederken, Orta Asya devletleri de Türkiye’ye ve Avrupa pazarlarına daha uygun bir çıkış elde ediyor. Böylece yeni bir askeri-siyasi bloktan ziyade, yeni bir ekonomik, ulaştırma ve siyasi bağlantılar ağı oluşuyor.Aralarında güçlü tarihi ve stratejik bağların bulunduğu devletler söz konusu olduğunda liderler arası ilişkiler de önem kazanıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan örneğinde kişisel güven, siyasi karşılıklı anlayış ve stratejik çıkarların örtüştüğünü görüyoruz. Liderler arasında güven bağı olduğunda, bu durum karmaşık kararların alınmasını ve uygulanmasını önemli ölçüde kolaylaştırıyor. Aliyev ve Erdoğan, birbirlerinin siyasi mantığını çok iyi anlıyor. Bu da özellikle ciddi bölgesel değişim dönemlerinde önem teşkil ediyor. Bununla birlikte iki ülke arası ilişkiler güçlü toplumsal desteğe ve iki ülke arasındaki çok sağlam tarihi bağa dayanıyor. Bu nedenle burada liderlerin kişisel yakınlığı önemli bir ilave faktör olsa da Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri uzun vadeli çıkarların örtüşmesine dayanıyor.Özellikle Şuşa Beyannamesi, iki devlet arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde çok önemli bir aşama teşkil etti. Belge, siyasetten güvenliğe, ekonomiden enerjiye, ulaşıma ve insani işbirliğine uzanan geniş kapsamlı içeriğiyle Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin müttefiklik niteliğini fiilen pekiştirdi. Yani uzun vadeli stratejik etkileşim için siyasi bir temel oluşturdu. Şuşa Beyannamesi’nin önemi, ikili ilişkilerin de ötesine geçiyor. Çünkü Azerbaycan ve Türkiye arasındaki bu yakın etkileşim kaçınılmaz olarak Güney Kafkasya’nın tüm mimarisini ve bölgenin Orta Asya ile bağlantılarını da etkiliyor. Bu ise Türk Devletler Teşkilatı’nı da kapsayan ticari ilişkilerin, ulaştırma bağlantılarının, kültürel ve insani temasların gelişmesine katkı sağlıyor. Türk Dünyası ülkeleri arasında ticaret, ulaştırma bağlantıları, kültürel ve insani temaslar gelişiyor ve burada coğrafya çok büyük bir rol oynuyor. Azerbaycan, Türkiye ile Orta Asya arasında, Hazar ile Kafkasya arasında benzersiz bir konuma sahip. Bu nedenle rolü doğal olarak artıyor. Bu süreçteki en önemli adım da ekonomik ilişkilerin gelişmesi. Ticaret, ulaştırma bağlantıları, yatırımlar ve ortak projeler ne kadar fazla olursa, devletler arasındaki ilişkiler de o kadar sağlam hale gelecektir. Ancak şimdiden burada kapalı bir jeopolitik eksen oluştuğunu söylemek için erken. Yine de nesnel bir yakınlaşma sürecinin mevcut olduğu söylenebilir.Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’nın yeni mimarisindeki rolüTüm bu gelişmeler dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’daki rolünün giderek artacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Dahası Azerbaycan, yalnızca Güney Kafkasya’da değil, Avrupa, Kafkasya, Hazar bölgesi, Türkiye ve Orta Asya ülkeleri arasındaki en önemli bağlantı noktalarından biri haline gelebilir. Burada artık sadece ülkenin coğrafi konumunun öneminden bahsetmiyoruz. Azerbaycan kendi coğrafyasının çevresinde yeni bir altyapı oluşturdu, enerji projeleri geliştirdi, ulaşım güzergahları inşa etti, siyasi ve ekonomik ortaklıklar ağı oluşturdu. Bu nedenle bugün Azerbaycan’a coğrafyanın bir imkan sunduğunu, devlet politikalarının ise bu imkanın gerçek bir siyasi ve ekonomik kaynağa dönüşmesine olanak sağladığını söylemek mümkündür.[Mihail Gusman, Azerbaycanlı Uluslararası Gazetecilik Profesörüdür.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Sivas’ta kaybolan 11 aylık bebeği arama çalışmaları sürüyor
1
Siirt Vakfı Anadolu Yakası Şubesi’nden CHP Genel Merkezi’ne Anlamlı Ziyaret
38888 kez okundu
2
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
221 kez okundu
3
Kayseri’de iki grup arasında bıçaklı kavga: 1 yaralı
155 kez okundu
4
Doktor, acil servis duvarından atlayarak yaralı motosiklet sürücüsüne müdahale etti
135 kez okundu
5
Uşak’ta meşelik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı
121 kez okundu