49,3592$%0,13
55,2497€%0,36
65,3484£%0,25
6.651,63%0,58
10.861,00%0,42
43.303,00%0,41
%
฿%
Ξ%
$%
12:40
BİRUNİ Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Acil Durum ve Afet Yönetimi Öğretim Görevlisi Ayça Ertan, afetlerin yol açabileceği can ve mal kayıplarının alınacak önlemlerle azaltılabileceğini belirterek, güvenli yapılaşma, aile afet planı ve toplumsal hazırlığın önemine dikkat çekti. Ertan, “Afet yönetiminde başarının temel göstergelerinden biri, afet gerçekleşmeden önce önleyebildiğimiz kayıplardır” dedi.13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Acil Durum ve Afet Yönetimi Öğretim Görevlisi Ayça Ertan, afetlere karşı dirençli bir toplum oluşturmanın yalnızca afet sonrasında yürütülen müdahale çalışmalarıyla değil, öncesinde alınan önlemlerle mümkün olduğunu belirtti.Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisinin (UNDRR) 2026 yılı için belirlediği ‘Dirençlilik Evde Başlar’ temasının güvenli konutların ve bireysel hazırlığın önemini ortaya koyduğunu ifade eden Ertan, afet risklerinin azaltılmasında bireylerden kamu kurumlarına kadar toplumun bütün kesimlerine sorumluluk düştüğünü söyledi.’AFETLERİ ENGELLEYEMEYİZ ANCAK KAYIPLARI AZALTABİLİRİZ’Doğa kaynaklı afetlerin meydana gelmesinin her zaman engellenemeyeceğini ancak neden olabilecekleri kayıpların azaltılabileceğini vurgulayan Ertan, sözlerine şöyle devam etti: “Doğa kaynaklı bir afetin meydana gelmesini engelleyemeyiz, ancak yol açabileceği kayıpları azaltmak için yapabileceklerimiz var. Güvenli yapılar, riskleri gözeten yerleşim kararları, güçlü altyapı ve toplumsal hazırlık, yapabileceklerimizin birbirini tamamlayan parçalarıdır. Unutmamalıyız ki bugün yaşadığımız çevreye ilişkin aldığımız kararlar, gelecekte karşılaşacağımız tehlikelerden ne ölçüde etkileneceğimizi de şekillendiriyor. Bu nedenle risk azaltmayı, günlük yaşamın ve uzun vadeli planlamanın bir parçası olarak ele almak önem taşıyor.”‘AFET HAZIRLIĞI EVDE BAŞLIYOR’Afetlere karşı hazırlıklı olmanın ilk adımının yaşanılan yapının güvenliğinden geçtiğini belirten Ertan, evlerde alınabilecek basit önlemlerin de önemli olduğunu ifade etti. Ertan, “Evde başlayan hazırlığın temelinde, yaşadığımız yapının güvenliği bulunuyor. Bunun yanında çevremizdeki tehlikeleri tanımak, devrilebilecek eşyaları sabitlemek, aile afet planı oluşturmak ve ihtiyaçlarımıza uygun bir afet ve acil durum çantası hazırlamak, hane düzeyinde atılabilecek somut adımlar arasında yer alıyor. Küçük görünen bu adımların, güvenli yapılaşma ve erişilebilir hizmetlerle desteklendiğinde daha güçlü bir koruma sağlayabileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.Afet hazırlığının yalnızca bireysel sorumluluklarla sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Ertan, güvenli konuta, doğru risk bilgisine ve temel hizmetlere erişimin toplumun afetlere karşı dayanıklılığını doğrudan etkilediğini söyledi. Çocukların, yaşlıların, engelli bireylerin ve desteğe ihtiyaç duyan kişilerin gereksinimlerinin afet planlarına dahil edilmesinin önemine işaret eden Ertan, hazırlık çalışmalarının toplumun farklı kesimlerinin yaşam koşullarını dikkate alacak şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.’AFETLERİN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İLK ANLA SINIRLI KALMIYOR’Afet risklerinin azaltılmasının toplum sağlığının korunması açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Ertan, afetlerin yalnızca meydana geldikleri anda değil, sonrasında da çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirtti.Ertan, şöyle devam etti: “Afetlerin sağlık üzerindeki etkileri, ilk anda yaşanan yaralanmaların ötesine uzanabiliyor. Sağlık hizmetlerindeki aksamalar, düzenli tedavilerin kesintiye uğraması, güvenli suya erişimde yaşanan güçlükler ve uygun olmayan barınma koşulları, afet sonrasında yeni sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Bir sağlık kuruluşunun hizmet vermeye devam edebilmesi, kronik hastalığı bulunan bir kişinin ilacına ulaşabilmesi ve bir ailenin güvenli koşullarda yaşamını sürdürebilmesi, risk azaltmanın günlük hayattaki somut karşılıklarını oluşturuyor.”‘AFETLERE HAZIRLIK TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİN SORUMLULUĞU’Afetlere karşı dirençli bir toplum oluşturulmasında kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çeken Ertan, üniversitelerin bilimsel bilgi üretimi ve toplumun bilinçlendirilmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Yerel yönetimler, kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının da kendi uzmanlık alanları doğrultusunda afet risklerinin azaltılmasına katkı sunabileceğini belirten Ertan, uygulamalı eğitimlerin, tatbikatların ve düzenli olarak güncellenen afet planlarının hazırlık düzeyini güçlendirdiğini kaydetti.Ertan, sözlerini şöyle tamamladı: “13 Ekim, yaşadığımız çevreye riskler ve çözüm olanakları açısından yeniden bakmak için anlamlı bir fırsat sunuyor. ‘Hangi risklerle karşı karşıyayız ve bunları azaltmak için bugün ne yapabiliriz?’ sorusu, hem bireysel hem de kurumsal düzeyde iyi bir başlangıç olabilir. Afetlere karşı dirençli bir geleceğin temeli, bilimsel bilgiden yararlandığımız, birlikte hareket edebildiğimiz ve hazırlığı gündelik yaşamımıza katabildiğimiz ölçüde güçlenecektir.”
Kırklareli Valisi Turan, Yeşilay’ın yeni şube yönetimini kabul etti
1
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
252 kez okundu
2
Erkan İşeri’den Aşiret Reislerine Çağrı: “Güvenlik Korucularının Özlük Hakları Verilmeli”
189 kez okundu
3
Bakan Gürlek’ten Şık hakkında suç duyurusu
175 kez okundu
4
New York’taki zirvede karar alındı! TSK, Irak’taki o yerleşkeden çekiliyor
152 kez okundu
5
Uşak’ta meşelik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı
149 kez okundu