49,5477$%0,06
55,6480€%-0,10
66,0873£%0,03
6.628,13%-0,08
10.814,00%-0,31
43.117,00%-0,31
%
฿%
Ξ%
$%
02:00
Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda doğal gaz üretimini ikiye katlayacak olan Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu “Osman Gazi”, Filyos’ta düzenlenen tarihi törenle Mavi Vatan’daki görev yerine uğurlandı.BAKAN BAYRAKTAR GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADITürkiye için kritik önem taşıyan uğurlama töreninin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının “Enerji rezervlerimiz ne durumda ve biz ne zaman bağımlı olmaktan kurtulacağız?” sorusuna yanıt veren Bakan Bayraktar, Türkiye Petrolleri (TPAO) için koydukları stratejik hedefleri paylaştı.”İLK YAKIN HEDEFİMİZ DIŞA BAĞIMLILIĞI YÜZDE 50 DÜŞÜRMEK”Üretim hedeflerine ve enerji bağımsızlığı yol haritasına değinen Bakan Bayraktar şu ifadeleri kullandı: “Hala 2 milyon varile daha çok yolumuz var. Ben Türkiye Petrollerini 1 milyon varil günde petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirmeyi hedefliyorum. Günlük 1 milyon petrol ve doğal gaz üretir hale getirmemiz lazım. İlk yakın hedefimiz bu. Dolayısıyla ne demek istiyorum? Yani yüzde 50 aslında dışa bağımlılığımızı petrol ve doğal gazda aşağı getirmiş olacağız. İnşallah 2040 planımızı açıkladığımızda orada 2040 hedefimizi göreceksiniz. Ama bu tabii böyle hani çok kolay bir şey değil yani 1 milyon varile gitmek. Bugün 300.000 varili, 280.000 varili 550’ye çıkarmak, yeni keşifler lazım.”İŞTE BAKAN BAYRAKTAR İLE YAPILAN SORU CEVAP; Gazeteci: Hemen ben bugünü baz alarak şunu sorayım Sayın Bakanım, 2040 Enerji Mimarisi. Hangi değişiklikleri getirecek?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 5 Kasım’da inşallah büyük bir lansman yapmayı planlıyoruz. Çünkü “Milli Enerji 2040” adını verdiğimiz bu yeni enerji mimarisinde çok önemli değişiklikler var, çok önemli şeyler önereceğiz. Tabii onun nihai hedefi, noktası Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığını bitirmek. Yani enerji bağımsızlığı için neler yapıyoruz? Ama çok kapsamlı bir şey çalışıyoruz. Yani hani böyle açık bulunacak bir şey olmayacak. Hani “bu nasıl olacak, işte efendim şu rakamlar nereden geldi”, bunların hepsini toparlayarak bir şey yapacağız yani. 1 MİLYON VARİL ÜRETİM HEDEFİGazeteci: Enerji rezervlerimiz ne durumda ve biz ne zaman bağımlı olmaktan kurtulacağız, artı hatta ihracat yapabilecek miyiz? Artı bu vatandaşlar da şunu soruyorlar, çünkü halkın içindeyiz çok fazla siz de gerçi öylesiniz ama nasıl yansıyacak Yani bu da var tabii ki. Bunu da kısaca anlatırsanız, benim bu kadar.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Şu anda yaklaşık 300.000 varil petrol ve doğal gaz üretiyoruz. Tabii soru şu: bizim ne kadar ihtiyacımız var, ne kadar kullanıyoruz derseniz, Türkiye’nin günlük kullanımı yaklaşık 2 milyon varil. Yani biz daha çok gidecek yolumuz var. Önümüzde net gözüken hedef, bu üçüncü faz ile beraber, yani bu yüzer üretim platformunu gördünüz, bundan inşallah önümüzdeki yıl veya 2028’in başında ikincisini göreceksiniz. O gelecek ve onunla beraber üçüncü fazda biz üretimimizi, bugünkü üretimi 4 katına çıkaracağız. Toplam bu 300.000 varil, 550.000 varil olacak. Hâlâ 2 milyon varile daha çok yolumuz var. Ben Türkiye Petrollerini 1 milyon varil günde petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirmeyi hedefliyorum. 1 milyon varil günde petrol ve doğal gaz üretir hale getirmemiz lazım. İlk yakın hedefimiz bu. Dolayısıyla ne demek istiyorum? Yani yüzde 50 aslında dışa bağımlılığımızı petrol ve doğal gazda aşağı getirmiş olacağız. İnşallah 2040 planımızı açıkladığımızda orada 2040 hedefimizi göreceksiniz. Ama bu tabii böyle hani çok kolay bir şey değil yani 1 milyon varile gitmek. Bugün 300.000 varili, 280.000 varili 550’ye çıkarmak, yeni keşifler lazım. GABAR’DA VE KARADENİZ’DE ÜRETİMGazeteci: Yeni keşifler yani böyle sadece Gabar’dan ayrı…Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Yeni keşifler lazım. İki, bizim yurt dışında daha aktif bir süreci işletiyoruz. İşte Kerkük’te Türkiye Petrolleri Kerkük petrollerine ortak oldu biliyorsunuz. Yani ortaklıklar yoluyla hem mevcut üreten sahalarda, inşallah Libya’yla ilgili çok yoğun bir çalışma, mesai yürütüyoruz, onunla ilgili yeni haberler verebiliriz. İşte Somali gibi tamamen yeni sahalarda kendi keşfetmeye çalıştığımız çabalar var. Pakistan’da yakın zamanda sismik çalışmaya başlıyoruz. Bir taraftan da Türkiye’de tabii Mavi Vatan’da çalışıyoruz. Bizim Karadeniz’de 5 tane gemimiz var. Bir tanesini burada gördünüz ama diğer 4 gemi şu anda aktif olarak çalışıyor. Bu gemilerimiz esas itibarıyla Sakarya Gaz Sahası’ndaki o üretimi artırmak için çalışıyorlar. Yani yüzer üretim platformuna gittik ama yüzer üretim platformu şunu yapacak: aşağıda 10 tane kuyu kazılmış durumda, sondaj yapılmış. O kuyuların üretime hazır halde, onları yukarıyla irtibatlandıracağız, platforma bağlayacağız onları önümüzdeki birkaç haftada ve ondan sonra da orada işleyip o gazı borularla karaya göndereceğiz. Yani bir taraftan da bizim mevcut rezervlerimizi çalışmamız lazım. Ama bir gemimiz Karadeniz’de yeni sondajlar, yeni keşifler için çalışıyor. Bir müjde gelir mi? İnşallah. Ümitvar olduğumuz bir yeri kazıyoruz, sondaj yapıyoruz. Sismik çalışmalar sonrasında işte teknik çalışmaları arkadaşlarımız yapıyorlar ve ondan sonra da diyorlar ki “burada bir şey olabilir, hadi buraya sondaj yapalım.” Dolayısıyla Karadeniz’den olumlu, müspet haberler gelebilir, müjdeler gelebilir. Diyarbakır’da biliyorsunuz, inşallah bu sene yatay sondaja başlıyoruz. Orada daha farklı bir yöntemle, bu çatlatma yöntemiyle ve yatay sondajla Diyarbakır Bismil’in kuzeyinde petrol arıyoruz. Kayaların içerisine sıkışmış bu kaya gazı diye duyduğunuz, aynı zamanda kaya petrolü diye de bir şey var, bu aramaları yapıyoruz. Gabar’ı hani bitirdik, Gabar tamam artık üretimini yapıyor, işte 85.000 varil filan değil; Biz Gabar’da yeni keşifler için çalışıyoruz ve inşallah Gabar’dan, yeni bir müjde gelebilir. Ve Gabar’da bizim hedefimiz 100.000 varil gündü, belki bunun ötesine geçebilir miyiz? İnşallah onun ötesine geçecek, yani Gabar’ı 100.000 varilin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla yani hem bir taraftan yeni keşifler, mevcut bulduğumuz rezervler, bunlarla beraber yurtdışındaki operasyonlarımızla beraber bu dışa bağımlılığı bitirmeye çalışıyoruz.BOR MADENİGazeteci: Petrol ve doğal gaz tamam da Sayın Bakanım, bu bor madenimiz de var aslında. Bu bor madenimizle şu anda işte Türkiye… %73’ünü.. hazinemiz var. Bununla ilgili nasıl bir çalışmalar var son dönemlerde?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bor madeni dünyada ne kadar satılıyor biliyor musun? 4 milyon ton satılıyor. Bütün dünya pazarı. Gazeteci: Yüzde 70’i bizim Türkiye’de.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Rezerv olarak öyle de satışta da %65 pazar payı bizde. Yani biz 2.6-2.7 milyon ton satıyoruz. Hani bütün dünyaya biz satsak bunu, ki o da mümkün olmayabilir yani çünkü başka ülkelerde de üretiliyor. Toplam 4 milyon tonluk bir pazarı var bu işin. Maalesef bu 14 milyon ton değil, keşke olsa. Dolayısıyla yani bor’da bizi sınırlandıran öyle bir şey var. Ama buna rağmen satışlarımız artıyor, satış fiyatlarımız artıyor. Bu sene bir rekor yılı olur 2026. Yaklaşık 1.5 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşıyoruz. Ama bor’un kullanım anlamında şu anda dünyadaki kullanılan yerlerde 4 milyon tonluk bir pazarı var. Ama biz işte ne yapıyoruz? Boru daha katma değerli hale getirip, işte bor karbüre dönüştürelim. Yani 1000 ton bor karbür satıyorsun, öbür tarafta on binlerce ton satıp kazanacağın parayı kazanabilirsin. Yani katma değerli madencilikle inşallah onu geliştirmeye gayret ediyoruz.ELEKTRİKLEŞMEGazeteci: Şimdi ekolojik güvenlik de çok önemli. Burada da deniz tabanındaki yaşamın etkilenmesi ya da hava kirliliği veya metan gazı sızıntısıyla ilgili aldığınız tedbirler var mı? Bu da çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu birinci sorum. İkinci ise Karadeniz gazı, LNG yatırımları, uluslararası boru hattı değerlendirilmesi kapsamında Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşıladığı noktada, acaba uluslararası boyutta da Türkiye’nin bir bölgesel gaz merkezi haline dönüşmesi mümkün mü? Bu ne zaman olabilir? Böyle bir, biz bunu hayal edebilir miyiz yakın tarihte, diye sormak istedim.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Çevre konusunu gündeme getirdiniz, önemli. Çünkü zaten COP31’e şurada sayılı günler kaldı. Ve bizim bahsettiğim o 2040 vizyonunu açıklamayı özellikle COP öncesi yapmaktaki gayemiz şu: Şimdi COP’ta Türkiye çok iddialı bir şey söyleyecek ve herkese söyletmeye çalışacak, onu kabul ettirebilecek miyiz onu bilmiyorum. O da şu: 2035’te dünyaya şunu öneriyoruz, %35 elektrikleşmeyi öneriyoruz. Yani elektrikleşme ne demek? Ekonominin tüm alanlarında, işte binalarda, sanayide, ulaştırmada, tarımda, ne aklınıza geliyorsa daha çok elektrik kullanımı anlamına geliyor bu. Dolayısıyla bunu önerecek Türkiye. Çok önemli bir hedef, eğer iklim değişikliğiyle mücadele edeceksek. Şimdi benim COP başlamadan 4-5 gün önce bunu yapmaktaki gayem şu: Şimdi Türkiye bir taraftan da diyor ki, artık hani ‘all talk no action’ı geçelim kardeşim. Sadece konuşuyoruz, aksiyon yok. Artık aksiyona geçme zamanı. Yani dünya da eğer gerçekten küresel ısınmayla ve çevreyle alakalı samimiyse artık bir şey yapmak zorundayız. Çünkü zaman gittikçe daralıyor. Yani bu +1.5 hedefi, +2 derece hedefi hayal olmaya başlıyor gibi. Dolayısıyla şimdi gelinen nokta, Türkiye’nin bu anlamda ne yapacağını ki en büyük yük bize düşüyor çünkü emisyonların %75’inden enerji piyasası sorumlu. Yani enerji kaynaklı emisyon. Dolayısıyla biz COP’a giderken açıklayacağımız enerji planı aslında Türkiye’nin bir arz güvenliğini nasıl sağlayacağız? Mesela 2040, sana bir tane rakam vereyim, bugün Türkiye’de kişi başı elektrik tüketiminin iki katına çıkacağını öngörüyoruz. Çok ciddi bir rakam yani. Dolayısıyla bu aslında emisyonların artması anlamına geliyor. Ve biz bir taraftan da elektrikleşmeyi işin merkezine koymuş oluyoruz. İşte araçlarda şuraya gideceğiz diyoruz. Yenilenebilir enerjide çok büyük hedeflerimiz var. Yani dediğim gibi arz güvenliği… İki, işte dışa bağımlılığı düşürmek. 2040’taki rakamı göreceksiniz. Yani 2040’ta Türkiye enerjide ne kadar kendi kendine yeten bir ülke olacak, onu açıklayacağız bu programda. Üç, Türkiye’nin 2053 Cumhurbaşkanımızın 2053’te Türkiye karbon nötr bir ekonomi olacak hedefi. Ben size söyleyeyim hepsinden daha zor bir hedef. En zor iş bu. Çünkü bu ekonominin tümüyle değişmesi demek. Ve Türkiye bir taraftan da bunu ekonomiyi büyüterek yapacak. Niye doğal gaza yatırım yapıyoruz? 2002’de 5 ilde olan doğal gazın bugün 81 il ve bu sene 1000’inci yerleşim yerine doğal gazı götüreceğiz. Gittiğimiz Anadolu’da, hani vatandaşın içindeyiz dediniz ya, vatandaşın benden en büyük talebi ne söyleyeyim size: “Bakanım bizim köye doğal gaz getirin.” Çünkü nüfus yaşlanıyor. Yaşlı nüfus için daha konforlu bir yakıta ihtiyaç var. Veya genç nüfus artık “Ben şehre gitmek istiyorum. Çünkü şehirde doğal gazlı evde yaşamak istiyorum” diyor. Tamam mı? O nüfusu köyde tutabilmek için, kırsalda tutabilmek için doğal gaza ihtiyaç var. Doğal gaz hem elektrik üretirken kömüre göre daha az emisyon salınımı var. Hem işte efendim şehirlerimizdeki ısınma için, pişirme amaçlı… Dolayısıyla biz doğal gazı çok önemli bir geçiş yakıtı olarak görüyoruz. Yani biz 2053 hedefine doğal gaza daha çok ihtiyaç duyarak giriyoruz. Elbette ki nihai nokta değil doğal gaz. Bize göre nihai nokta nükleer. Nükleer sıfır emisyon demek. Dolayısıyla biz o 2040’ta çevreyle ilgili hedefleri de, yani biz Enerji Bakanlığı olarak ne yapacağımızı anlatacağımız bir şey olacak. Ama bu mesela metanla ilgili, doğal gaz üreticilerinin uluslararası metan pledge’leri var. Yani metan salınımımızı azaltmakla alakalı ama henüz Türkiye üretim anlamında dünyadaki o büyük üreticilerin çok daha gerisinde. Ama zaman içerisinde biz de bu şeye katılmayı düşünüyoruz.Gazeteci: Peki bununla ilgili teknolojik olarak bir şeyi var mı geliştirmiş olduğunuz?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Şunu söyleyeyim. Dünyadaki standartlar ne ise biz burada bütün bu standartları uyguluyoruz. Zaten birçok alanda uluslararası çözüm ortaklarımız var. Bunların bir kısmı bu projelerin içerisinde bizlere bu anlamda teknik destek de veren kişiler. Dolayısıyla biz bu endüstrinin standardı neyse uluslararası anlamda uygulanan onu uyguluyoruz. Çevre standartları, iş güvenliği, hamdolsun inşallah bundan sonra da olmaz, iş sağlığı ve güvenliğinde bir kazamız çok şükür olmadı. Burada 7000 insan çalışıyordu biliyor musunuz, yani bu platformun hazırlığında.ENERJİ DİPLOMASİSİ VE ÜLKE ZİYARETLERİGazeteci: Enerjide tam bağımsız Türkiye, çok iddialı, çok önemli bir slogan da belirledi bakanlığımız. Bu sloganın ekseninde düşünürsek, bu üç ziyarete hangi başlığı atarsınız? Birinci sorum bu. En önemli kesişme noktası ne? İkincisi, şimdi enerji ithalatına ödediğimiz para ağustosta %33 artmış. Bir yandan Karadeniz, Gabar, çok yoğun bir tempoyla çalışıyorsunuz ve bütün Türkiye sizin başarılarınızı dört gözle izliyor, bekliyor. Ama bir yandan da böyle bir tablo…… Neden büyüyor bu aradaki ilişkiyi açıklar mısınız? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Şimdi biz aslında biraz önce hem dışa bağımlılığı bitirmekle alakalı anlattığım noktadan hareketle şunu söyleyeyim. Türkiye’nin kendi kaynaklarını arama ve bulmayla alakalı yoğun bir çabası var. İşte bir anlamda bize öğretilmiş çaresizlik yani “Türkiye’de petrol-doğal gaz yok.” Öyle mi? “Olanlar da kapatıldı efendim beton döküldü” günlerini biz bıraktık. Biz dedik ki Türkiye’nin her yerine, Mavi Vatan’da ve karalarımızda neresi varsa petrol doğal gaz arayacağız dedik ve arıyoruz şu anda. Tabii Gabar’ın özel bir yeri var çünkü Gabar aslında adı terörle anılan, yıllarca hepiniz oradan terörle ilgili de belki haberler yazdığınız, dolayısıyla öyle bir yerden bugün şimdi artık ekonomik anlamda çok önemli bir değer üreten, oradaki sosyal dokuya çok büyük katkısı olan… 3500 tane gencecik çocuk orada dağlarda çalışıyor. %80’i Şırnaklı çocuklar. O bölgenin çocukları. Dolayısıyla böyle bir noktaya geldik. Yani biz her yerde doğal gaz petrol arayacağız dedik. Her yöntemi kullanacağız, işte ne bileyim yatay sondaj yapacağız, gemilerimizle arayacağız, bunları yapacağız dedik. Ama bunlar yeterli olmayabilir. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı çok büyük. Onun için biz diyoruz ki Türkiye Kerkük’te olacak, Irak’ta olacak, Suriye’de olacak, Libya’da olacak, Somali’de olacak, Pakistan’da olacak, Umman’da olacak, bir taraftan da dışarıda bu aramaları devam ediyoruz. Bunun için sizin çok kuvvetli bir, güçlü bir enerji diplomasisi yürütmeniz gerekiyor. Şimdi bizim çok önemli iki tane gücümüz var. Birincisi Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası anlamdaki konumu, rolü, onun algısı, onun gücü; ikinci gücümüz de işte burada oluşturduğumuz bu kabiliyet, teknik kabiliyet. Şimdi Pakistan’da gelin diyorlar beraber burada arayalım. Çünkü buradaki hikayeyi duyuyor. Türkiye derin denizde sondaj yapmış işte üretmiş, kendi gazını üretiyor. İşte Gabar’ı herkes takip ediyor. Dolayısıyla bu teknik kabiliyetle beraber bu Cumhurbaşkanımızın gücünü birleştirdiğimizde çok yoğun bir enerji diplomasisi. Yani Amerika da bunu söyleyebilirsin. Suudi Arabistan’da olmamız, Suudi Arabistan’a gidişimiz, efendim Rusya’daki ilişkilerimiz. Bugüne dair bir şey sormak istersen, bugün dünyada büyük bir enerji krizi var. Büyük bir dizel krizi var. Hiçbiriniz hissettiniz mi bunu? Sen hiç akaryakıt istasyonunda kuyrukta bekledin mi?ENERJİ DESTEKLERİEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Ben bundan 2 ay önce Rusya’daydım. Rusya’da kendi gözlerimle Moskova’da ben kuyrukları gördüm. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi ama akaryakıt istasyonlarında kuyruk var. Türkiye bu kadar dışa bağımlı olduğu halde Türkiye’nin herhangi bir enerjide kısıntısı kesintisi olmadı bu sürede. Elbette fiyatlara geleceğim şimdi rakamlar yükseliyor dedi. Onu anlatacağım. Ama Suudi Arabistan bizim önemli bir dizel tedarikçimiz. Rusya bizim önemli bir dizel tedarikçimiz. Biliyorsunuz son dönemde Trump ve Putin arasında bir dizel anlaşması konuşuldu. Dolayısıyla Türkiye Rusya’dan dizel almaya devam ediyor. Orada bir kesinti olmayacak. Yani biz bir taraftan da bu enerji diplomasisini ülkemizin arz güvenliği için de kullanmaya devam ediyoruz. Şu anda yaşanan enerji krizlerini Türkiye nasıl yönetebildi, işte bu süreçleri aktif bir şekilde, o ülkelerle olan ikili iş birliklerini güçlü bir şekilde tutarak yürüttü. Ama neden ithalat faturamız artıyor? İnşallah bu seneki ithalat faturamız 2022 yılında olduğu gibi bir rakama gelmez. 2022 yılında pandeminin çıkışında Türkiye 96,5 milyar dolar ithalata para ödedi. Petrol, petrol ürünleri, akaryakıt, doğal gaz ve kömür ithalatına. Yani biz bu rakamları böyle 70’lere 60’lara filan indirdik 2024’te, 25’te ama işte özellikle Şubat 28’den sonra Hürmüz krizi, İran-İsrail-Amerika savaşı bizi böyle bir noktaya getirdi ki şu anda Avrupa’da doğalgaz fiyatı 1000 dolar. Sizin evinizde ne kadar biliyor musunuz? Gazeteci: Ne kadar? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 220 dolar.Gazeteci: Ama en pahalı şey petrol ürünleri, enerji bizde diyorlar efendim buna rağmen. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Şu anda evimizde kullandığımız doğal gazın 1000 metreküp fiyatı 220 dolar. Faturalarınıza bakabilirsiniz. Şu anda Avrupa’da doğal gazın 1000 metreküpü yaklaşık 1000 dolar. 970-980 dolar. Buradaki fark, hazinemizin karşıladığı sübvansiyon, yani destek, enerji destekleri. Şimdi Rusya’da dünkü yani kötü haber bu 1200-1300 dolarlara gidebilir kışa doğru girdikçe veya işte ocak-şubat gibi daha Avrupa için daha kötü bir zaman. Yani biraz bugünkü törene dönelim. Yüzer üretim platformumuz günde 10 milyon metreküp dedim. 1000 dolardan hesap ederseniz bu yüzer üretim platformunun günlük ekonomimize katkısı 10 milyon dolar. Yıllığa çevirirseniz 3.6 milyar dolar eder. Diyelim ki paranız var, 1000 dolar vermeye razısınız, ben bu gazı almak istiyorum. Geçmiş olsun. Mesela Katar’dan LNG alıyorsan, yapacak hiçbir şey yok. Gemi çıkamıyor Katar’dan. Hürmüz’den çıkamıyor gemi. Yani paranız olsa da erişemediğiniz bir şeyden bahsediyoruz. Bu son dönemdeki ithalat rakamlarının artması şu anda dünyada petrol malumunuz brent 100 doların üstünde, doğal gaz işte biraz önce ifade ettiğim gibi 1000 doların üzerine çıktı. Dolayısıyla bu ithalat rakamları bize yansıyor. Akaryakıtta yansıyor ama doğal gaz ve elektrikte biz desteklere devam ediyoruz. Rakamlar yükseldikçe destek rakamları daha da artıyor. Normalde doğal gazda yüzde 50’lerdeydi destek rakamımız, şimdi bu rakama baktığınız zaman 220 dolar, 1000 dolar, arada 800 dolarlık farkı devlet olarak biz karşılıyoruz. Gazeteci: Kasıma kadar sürecekmiş deniliyor ama doğru mu bu destekler doğal gazda? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bu destekler devam ediyor. Destek kasım değil aralık değil ocak değil devam ediyoruz yani.BAĞLANTISALLIK VE PROJELER Gazeteci: Bağlantılı Katar demişken, Katar doğal gazının Türkiye ve Türkiye’den Avrupa’ya taşınma fikrini projenin siyasi değerlendirme aşamasından ticari anlaşmaya dönüşmesini sağlayacak temel faktör nedir ve ne aşamadayız? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Onu da biraz genel çerçeveyle ifade edeyim. Şunu gösterdi bize bu yaşanan kriz. Bir, bizim öngörümüz şu: Artık dünyada herhalde yeni normal bu. Yani bunu demek istemiyorum, buna alışmak ve normalleştirmek istemiyorum ama sürekli bir kriz, sürekli bir çatışma, sürekli şoklar dünyasında yaşıyoruz. Maalesef böyle. 2020’den ele alın, pandemi. Büyük bir şok. Talep taraflı bir şok enerjiye yansıması. Efendim hayatımızın her şeyi değişti. 2022 Şubat Rusya-Ukrayna. Avrupa’nın ortasında, bizim bölgede, şu Karadeniz’in öbür kıyısında savaş var kardeşim. Efendim ondan sonra dönelim, işte İsrail’in 7 Ekim sonrası Gazze’de yaptıkları, Ortadoğu’da Suriye’deki rejim değişikliği vesaire efendim ve en nihayet bu arada yaşanan başka şeyler de var. Ticaret savaşları. Alabildiğine yani çok büyük bir ticaret savaşı Amerika-Çin arasında, efendim tarifeler, gümrük vergileri vesaire. Tedarik zincirinde bir sürü kırılmalar yaşandı. Efendim ihracat yasakları geliyor. İşte şubattan itibaren enerjiyi merkeze alan bir İran-Amerika gerilimi ve savaşı. Şimdi bu sanki yani, böyle konuşsaydık belki bundan 6 sene önce yani “Bir tane senaryo yaz deseydim” herhalde bunu kimse bu kadar düşünemezdi, bu kadar kötü arka arkaya olacak kısa bir zaman içerisinde. Şimdi bu buna göre kendimizi adapte etmek zorundayız. Yani enerji dünyası olarak bizler, enerji piyasaları. Ama biz bunun çok öncesinde aslında 2016’dan sonra ‘buna nasıl çare bulabiliriz’ diye bu krizler olmadan şunu düşündük. Bir, çeşitlendirme Türkiye’nin en önemli stratejisi. Yani onun için biz efendim yeni boru hatları inşa ettik. TürkAkım boru hattı 2016’da anlaşmasını imzaladık. 2020’de şunu düşünün değerli arkadaşlar. 2020 yılından itibaren değişti ama ondan önce biz Rusya’dan aldığımız doğal gazın bir kısmını Samsun Durusu’ya getiriyorduk, Karadeniz’in altından ama yarısını ve özellikle İstanbul’u, Marmara’yı besleyen kısım nereden geliyordu? Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan üzerinden geliyordu. Eski hattımız öyle. Bu sene Ruslarla anlaşmalarımızın 40. yılı. 86’da ilk anlaşmayı imzalamışız. 14 Şubat 1986. İlk gaz Türkiye’ye Haziran 1987’de gelmiş. Ama o gaz hep o güzergahtan geliyordu. Şimdi diyebilir misiniz ki bu savaş ortamında bizim gazımız akmaya devam ederdi? Çok net söylüyorum imkansızdı o gazın Türkiye’ye gelmesi. Onun için o çeşitlendirme stratejisi, işte TürkAkım boru hattını devreye almamız, TANAP boru hattı, Azeri kaynaklarını buraya getirmek, işte Bakü Tiflis Ceyhan petrol boru hattı, Irak Türkiye boru hattı, biz enerji altyapısına yani Amerika’yı sordunuz mesela, Amerika’da uzun dönemli LNG anlaşmaları yaptık. Boru hattında bir şey oldu veya boru hattına tek başına bağlı kaldığınızda 3 tane 4 tane ülke var karşınızda. Ama alternatif çıkardığınızda rekabet oluştuğunda bu sefer ne oluyor? Daha uygun fiyatlı gazı almanız mümkün olabiliyor ve o altyapıya çok yatırım yaptık. Bütün bunlarla beraber diyoruz ki işte Katar gazı. kardeşim gelin bunu yapalım. Yok biz LNG ile her yere satıyoruz. E işte satamıyorsun şimdi. Yani böyle bir hal şimdi mesela hedef haline geldi ama mesela Suudi Arabistan’ın yaptığı çok doğru bir şey var. Bir doğu-batı boru hattı yaptılar petrol boru hattı. Yani üretimleri doğuda, onu batıya Yanbu limanına getiren 4-5 milyon varil günlük kapasitedeki bir boru hattı ki o da hedef haline geldi ama o boru hattı sayesinde yani bu kadar dünyada arz krizi varken ben size şunu söyleyeyim. 103 dolar, 105 dolarlar bunlar iyi günler, iyi fiyatlar yani hani bence çok yüksek fiyat ama iyi fiyat bu, 150-200 dolarları bulabilecek bir kriz dönemini yaşıyoruz. İnşallah olmaz. Bizim, biz Irak’a çok uzun yıllar, ya 10 senedir ben Irak’la uğraşıyorum. Ve Irak’a diyorum ki kardeşim gel şu boru hattını, Basra’ya kadar uzatalım. Yani Kerkük’e gelmiş boru hattı, ta 1970’lerde yapılmış boru hattını Basra’ya kadar uzatalım. Sen de ihracatının bir kısmını, %40’ını Türkiye üzerinden yap. Hem farklı müşteriye git, Avrupalı müşteriye git. Çünkü öbür türlü senin Akdeniz Çanağına girmen için Hürmüz’den geçeceksin, hadi geçtin diyelim. Babülmendep’ten geçeceksin şimdi. Yarın Allah korusun yani çok sınırlı bir şey, başka bir kanal daha var, Süveyş kanalı. Bir de oradan geçeceksin. Hani bunlardan birinden birinde takılma ihtimalin yüksek yani. Dolayısıyla biz bunu yıllardır söylüyoruz. Bu projelerin hangisine ticari olarak kim hayır diyebilir ki soruyorum yani. Hani hiç bu işi bilmeyen bir adam bile “bu iyi bir şey herhalde” der. Çünkü daha kısa, daha ucuz, daha güvenli. Ama siyasi iradeyi gösterebilmek önemli.Gazeteci: Ben biraz daha böyle bir akademik kaygıyla da bir soru sorayım madem sosyolojiye, tarihe alanlarındayız biraz. Sayın Bakanım, şimdi mesela uluslararası ilişkilerde de şöyle bir temel teori var. Bu interdependence olarak tarif edilen karşılıklı bağımlılık. Dolayısıyla bu enerji hatlarının, hub’larının mesela çatışmaları azalttığına dönük çok temel iddialar var. Fakat bugün sanki bunun böyle tam işleyemediği bir durum var ve siz bunu enerji politiği açısından veya politika enerji ilişkisi bakımından bu bugün bu kadar bir hat oluşturamamasını, bariyer oluşturamamasını neye bağlıyorsunuz? Çünkü gerçekten de bugün bu hatlar, bağımlılıklar özellikle şu an Ortadoğu’da vesaire bu çatışmayı önleyemiyor. Ama bir taraftan da çok bağımlı. …. canı yanıyor, başka yerlerin canı yanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bence bu olmasaydı nasıl bir durumda olacağımızı da düşünmek lazım. Ben her zaman için bu karşılıklı bağımlılığın birçok şeyin çok daha önüne geçtiğini düşünüyorum. Onu söyleyeyim 1’incisi, bakınız, ayın 18’inde bu meşhur Graham Act olacaktı, Rusya’ya büyük yaptırımlar. Ne oldu? Birden Nisan’a kadar Amerika ile Rusya… İşte bu bağımlılık bunu sağlamış oldu. O olmasaydı daha kötü olurdu. Buna rağmen şunu da görüyoruz, enerji altyapısı ana hedef oluyor. İran için belki bu varoluşsal bir mücadele. Dolayısıyla İran şu anda bütün tuşlara basıyor. Yani burada bastığı tuştan Amerika’daki Teksas’taki çiftlikteki çiftçi etkilendiği için Amerika daha farklı bir tutum almak durumunda kalabilir noktasında. Yani daha kötü olabilirdi onu söyleyebilirim size.AVRUPAGazeteci: Sayın Bakanım ben de ilgili bir soru sorabilir miyim? Malum Ortadoğu’dan bahsettik. Şimdi Türkiye’nin yerli doğal gaz üretimi sadece enerji arz güvenliği açısından değil de tam da az önce hocamızın bahsettiği gibi dış politikadaki bu stratejik ağırlığı, stratejik ortaklığı, yeni ittifakları da aslında şekillendiriyor. Mesela Mekke İttifakı’nı konuşuyoruz günlerdir. Yeni bir güvenlik arayışı, yeni bir güvenlik mimarisi çiziliyor ve yeni enerji ve ticaret kolları da artık jeopolitik haritaları yeniden çiziyor. Tam da burada biz hem Karadeniz’de hem az önce bahsettiniz Mavi Vatan’da ve diğer yerlerde yerli üretimi hem sondaj olarak hem de üretim kapasitesini arttırırken bu aynı zamanda bizim bölgesel güvenlik mimarimize de aslında çok güçlü bir mimar, baş aktör olarak Türkiye’yi öne çıkarıyor. Sizce bu iki stratejik hamlenin birleşmesi Türkiye’ye yalnızca enerji bağımsızlığı kazandırmanın ötesinde hem Ortadoğu’da hem Avrupa’ya uzanan yeni jeopolitik düzenin kurallarını belirleyen ülkelerden biri olma şansını mı veriyor Türkiye’ye şu anda? Ben bir yazı yazdım bu konuda, Mekke ittifakını enerji koridorlarına bağladım, hatta yani demiryolları da buna dahil, aynı zamanda şimdi Hicaz demiryolu da yeniden aktive ediliyor. Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek için orayı yeniden aktive etmesinden de bahsettim. Bunun Türkiye’ye etkisi nasıl değerlendirilir? Bir de az önce paranız olsa da erişememekten bahsettiniz, ben uzun yıllardır Lübnan’da yaşıyorum. Hala orada yaşıyorum. 3 sene önce büyük bir kriz vardı. Akaryakıt bulmak imkansızdı. İnsanlar sabahın 5’inde benzin istasyonlarında kuyruğa giriyordu ve silah sesleri duyuyorduk ve yalnızca 20 litre alabiliyorlardı, ki orada hani daha ucuz olduğu için de çok büyük arabalar var. 20 litre gerçekten hiçbir şey, birkaç gün götürmeyecek bir şey. Devlet orada elektrik de tedarik edemediği için 3 gün elektriğin gelmediği oluyordu. Herkes jeneratör kullanıyor, aynı zamanda jeneratör yakıtı da bulamıyordu insanlar ve gerçekten cehennem gibi bir 3-4 ay geçirdi. Türkiye’de her ne kadar biz şu anda fiyatlardan şikâyet etsek de onun tedarik edilebilirliği gerçekten çok güven veriyor. Bunu yaşayarak dinlemiş biri olarak Türkiye’de gerçekten güvende hissediyorum o konuda.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Çok kısa bir Avrupa Birliği parantezi açayım burada. Özellikle şu anda, bütün bu son dönemdeki gelişmelerin hem ekonomik anlamda hem de siyasal anlamda en büyük kaybedenlerinden bir tanesinin Avrupa Birliği olduğunu düşünüyorum. Enerji arz güvenliği demek aynı zamanda ekonomik güvenlik demek, rekabetçilik demek. Bu anlamda Türkiye ile böyle yine bakın bir şeyler çıkar, Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum kesiminin şeyiyle anlamsız bir politik pozisyon duruş alabilir, her an alabilir. Avrupa’nın arz güvenliği için şimdi Avrupa, Karadeniz’deki üretimimizi çok yakinen takip ediyor. Çünkü 1 Ekim 2027 itibariyle Avrupa Birliği sınırları içerisinde Rus doğal gazı gelmeyecek, boru gazı. LNG 1 Ocak 2027 itibariyle gelmeyecek. Avrupa gaz tüketmeye devam edecek, gaza ihtiyacı var. LNG tarafında mesela Katar Avrupa’ya gaz tedariki sağlıyordu, şimdi o sıfıra inmiş durumda. Bu yönüyle baktığınız zaman şimdi buradaki gaz üretimiyle o kadar yakın ilgililer ki… Diyorlar ki “Siz gazı nereden alırsanız alın; Karadeniz gazını, Sakarya Gaz Sahasındaki gazı Avrupa’ya ihraç edin.” Onun için buradaki çalışmalarımız önemli. Türkiye’nin bu anlamda gaz tedarikini bollaştırması önemli. Çok yine derin bir konu. Ümit ediyorum bu ideolojik yaklaşımın ötesine geçip hakikaten daha pragmatik, Avrupa’nın kendi güvenliği için de her anlamdaki güvenliği için de Türkiye ile ortaklığın ne olduğunu kavrayabilecek bir liderlik sergilenir diye düşünüyorum Avrupa Birliği’nde. AZERBAYCAN İLE İLİŞKİLERGazeteci: Sayın Bakanım son günlerde dijital medya ve sosyal medyanın gündeminde Türkiye Azerbaycan ilişkilerinde yansımalarını görüyorsunuzdur. Bu ilişkilerde bir gerilim var mı? Bu ilişkilere dışarıdan bir müdahale var mı? Ve bu ilişkilerle ilgili enerji tarafında bir olumlu veya olumsuz bir yansıma olacak mı? Gazeteci: Sayın Bakanım ben de arkadaşa ilave edeyim. Biliyorsunuz 2029 yılında Azerbaycan’la bir anlaşmamız çerçevesinde doğal gaz alımlarımız başlayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Doğal gaz alımımız var, ilave alımımız var.Gazeteci: İ lave 33 milyar …. Bu paralelde bu anlaşmanın ötelenmesi, ertelenmesi durumu da söz konusu olabilir mi?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Son kısımdan başlayayım, öyle bir şey söz konusu olamaz. Azerbaycan’la Türkiye’nin çok özel bir ilişkisi var. Birçok alanda, enerjide çok büyük iş birliğimiz var. Hem Türkiye’nin arz güvenliği açısından önemli, Türkiye üzerinden bölgesel arz güvenliği için önemli. Avrupa’nın enerji arz güvenliğinden bahsettik, TANAP projesi sayesinde bugün 10-12 milyar metreküp Hazar Denizi’nde üretilen gaz İtalya’ya kadar, Avrupa’nın ortasına kadar gidiyor ve onların arz güvenliği için büyük bir önem arz ediyor. Şu son yaşanan gelişmelerin sıradan bir şey olduğunu söylemek mümkün değil. Onun için bu örnek ilişkiyi bozmak adına yapılan çabalar olduğunu düşünüyorum. 29 Ekim-30 Ekim’de Türk Devletler Teşkilatı Zirvesi var Ankara’da. İnşallah Sayın Cenap Prezident de buraya gelecek İlham Aliyev. Ben inanıyorum ki Cumhurbaşkanımızla onlar gerekli mesajı herkese vereceklerdir. Dolayısıyla burada çok itidalli, çok akıllı hareket etmemiz lazım, çok sorumlu hareket etmemiz lazım. “Bir millet, iki devlet” anlayışına sahip bir şekilde enerjide şu anda ilişkilerimize yansıyan hiçbir negatif şey yok. Tam tersine biz yeni sahalarda Türkiye Petrolleri’ni ortak yapmak üzere konuşuyoruz. O 2029’da başlayacak ilave gaz akışlarımız inşallah aksamadan devam edecek. Yeni elektrik projeleri konuşuyoruz, COP bağlamında Yeşil Enerji Koridoru, oradaki yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmesini konuşuyoruz. Gazeteci: Enerji çeşitliliğinden bahsedildi. Gerçekten de Türkiye bu aşamada büyük bir yol kat etti. Şu anda karaelmas diye tabir edilen kömürün diyarındayız. Ve 80’lerin öncesinde biz bunları bulmakta zorlanıyorduk yani. Bugün neleri konuşuyoruz. Dolayısıyla geldiğimiz noktada hele hele yaşadığımız çevremizdeki enerji savaşlarının tam ortasında bir ülke olarak o yaşadığımız günleri “tekrar yaşar mıyız?” düşüncesine kapılmamak bize güven veriyor. Bu anlamda bu ortamda önümüzdeki kış bizi ne bekliyor efendim? İkincisi, buradaki üretim tesislerindeki çalışmaları ne aşamada? Buna ek olarak, Akkuyu bizim için %2,5 demek Türkiye için çok önemli bir rakam. Bunun faaliyete geçmesini planladınız mı?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Önümüzdeki kış inşallah gazda, elektrikte ve akaryakıtta herhangi bir sıkıntı yaşamadığımız bir kış olacak. ENERJİ FİYATLARI VE LİMİTLERGazeteci: Fiyatlarında bir artış bekleniyor mu doğal gazda?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Evet şu anda şu anda böyle bir çalışmamız yok. Zam yok. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bizim genel olarak fiyatlarla alakalı 2023’ten beri uygulamaya çalıştığımız şey şuydu hatırlarsanız; senede bir kere fiyat ayarlamasını beklenen enflasyon nispetinde yapmak. Ki ağırlıklı Nisan ayında bunu yapıyorduk. Yani, kıştan çıktıktan sonra. Bu sene de planlamamız öyleydi ve Nisan’da yaptık 2026 için. 2027 için de benzer şeyi planlamamız oydu. Özellikle Mart’tan itibaren dünyada fiyatların anormal derecelerde arttığı bir sürece girdik. Yönetebildiğimiz kadar bu süreci yöneteceğiz. Onu söyleyeyim. Dolayısıyla ilk plana devam edeceğiz. Kışın bizi ne bekliyor? Elektrikte 2025 için 5.000 kilovatsaatti, 2026 yılı için 4.000 kilovatsaatti. 2027 için yeni bir limit belirleyeceğiz. Bunun üzerinde tüketimi olanlar, bu destekten çıkacaklar. 2025’ten itibaren başladığımız çok tüketenin destekten çıkarıldığı format devam edecek. Elektrikte bu sene yeni bir rakam belirleyeceğiz, 2026 tüketim rakamı olarak. Vatandaşın tüketimi şu anda 4.000 kilovatsaatin üzerinde diyelim; kırsalda yaşıyor, iki katlı bir evi var, oğlu alt katta oturuyor, kendi üst katta oturuyor. Bir tane sayacı var, tek sayaçtan 4.000 kilovatsaati geçiyor ama aslında iki aile yaşıyor. Hali vakti de çok yerinde değil. O vatandaşlarımız için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın destek programına başvurma mekanizması var. İhtiyacı varsa o mekanizma içerisinden karşılanacak. Doğal gazda 2026 yılında Nisan’da buna benzer bir uygulama yaptık. Orada biraz daha farklı bir yöntemimiz var. Onda da şunu yapıyoruz; örneğin Zonguldak’ta Kasım 2026’ya geldiğimizde geçmiş 5 yıldaki ortalama rakamlara bakacağız. Tüketim 100 metreküp diyelim; bu 100 metreküpü 175 metreküple aşan yani %75’inden daha fazla tüketen vatandaşları Zonguldak’ta doğal gaz desteğinden çıkaracağız. Merak etmeyin, 220 dolar 1000 dolar olmayacak, daha düşük bir fiyatlı olacak. Aslında bir anlamda destek devam edecek ama destek biraz daha azalmış olacak. 2023 6 Şubat depremlerinden bugüne kadar 2026 sonunu da dahil ederek söyleyeyim; Türkiye, deprem illerinin kalkınması, 450 bin bağımsız bölümün yapılması, şehirlerimizin ayağa kaldırılması için yaklaşık 105 milyar dolar para harcadı. Çok yüksek bir rakam ama bir rakam daha söyleyeyim; 2023’ten 2026 sonuna kadar enerji desteğine ne kadar para harcadık? Yaklaşık 55 milyar dolar, 60 milyar dolar. Yani neredeyse bir yarım Maraş depremi kadar biz enerji desteğini vatandaşlarımıza verdik. Bu rakamın içerisinde iş adamı var, hali vakti yerinde olan var. Biz onların niye doğal gaz, elektrik faturalarının %50’sini verelim? Bunu dar gelirliye, en düşük emekli maaşı alan, sabit gelirli vatandaşlarımıza verelim, hatta desteği onlara daha arttırarak verelim diyoruz. Onun için bu destekte tüketim esaslı böyle bir düzenlemeye gittik. 2025 yılında yaptığımız şey buydu. Bu kış, bu devam edecek. Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimimiz için Aralık’ta inşallah bir program daha yaparız. Alev kulesinde Sakarya Gaz Sahasından ateşi yakacağız. 2027 başında da inşallah bu gaz artık evlerimizde kullanır hale gelecek.Akkuyu’yu da önümüzdeki aylarda yani 2026 bitmeden “fiziki çalıştırma” dediğimiz yakıt yükleme aşamasını yapıp inşallah bir tören yapmayı hedefliyoruz. Akkuyu’da yapacak çok test var. Orada da onların herhangi birisinden vazgeçerek bu işi yapamayız çünkü orada nükleer güvenlik birinci öncelik. Gazeteci: Sayın Bakanım müsaade ederseniz çok kısa iki soru sormak istiyorum. Fiyatlar dünyada 1000 dolar bizde 220 dolar yani yaklaşık %80 devlet sübvansiyonu var. Avrupa Birliği ülkelerinde hiçbir devlette yok mu? Mesela Avrupa denince Almanya koskoca bir ekonomi. Orada devlet subvanse etmiyor mu? İkincisi, dünyada maden savaşları var. Bu nadir elementler meselesi. Türkiye’nin bu durumu nasıl? Türkiye’de yapay zekâ ile ilgili zannediyorum çok önemli birtakım elementler var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Destek meselesi, Avrupa’nın da gündeminde, dünyanın birçok ülkesinin de. Şimdi “Gabar’da bunu buldun, Sakarya Gaz Sahasında şunu yaptın da vatandaşa yansıması nasıl?” diye soruyorlar. 2023’ten 2026’ya kadarki 55-60 milyar dolarlık destek… Bu para hazineden geldi. Hazinede bu para nasıl oluyor? İşte burada ben günde 10 milyon dolarlık bir değer üretiyorum, kara tesislerinde ilave bir 10 milyon dolar. Şu anda buradaki yaklaşık 7.5 milyar metreküplük üretimin ekonomik büyüklüğü 7.5 milyar dolar demek. Gabar’da ürettiğimiz petrol yaklaşık 3 milyar dolar. Yani, şu anda Gabar artı Karadeniz, 10-10.5 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük oluyor. Böyle olduğu için hazine bunları yeri geliyor destek programı adı altında veriyor. Aile ve Gençlik Fonumuz var, yeni evlenecek gençlere oradan bir miktar para ayırıyoruz. Hazinenin ihtiyacı olan para aslında buradan üretilen ekonomik değerlerle oluşmuş oluyor. Yani bir anlamda dolaylı vatandaşa yansıyor. Şimdi herkes şunu bekliyor; “Gabar’da petrol bulduk, fiyatlar şuraya gelsin.” Dünyanın en büyük petrol üreticisi Amerika, bugün gidin galon fiyatı 5 doları, 6 dolarları geçmiş durumda. 1 dolarlardan 1,5 dolarlardan 6 dolar. Mesela Amerika’da bu anlamda sübvansiyon yok. Ama Avrupa’da özellikle mesela 2021 sonrasında yani pandemiden çıkışta Almanya’nın, başka ülkelerin enerji destekleri oldu. Bu, ne kadar sosyal devlet anlayışına, ilkesine sahipseniz onunla alakalı ama hazinenizin güçlü olması lazım. MİLLİ MADEN 2040Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Maden sorusu önemli bir soru. Hakikaten dünyada enerji savaşları ve maden savaşları devam ediyor. İnşallah hedeflerimizden bir tanesi “Milli Enerji 2040” gibi “Milli Maden 2040” yapabilmek. Onu da 2027 yılı içerisinde planlıyoruz. Dünya bir yapay zekâ çağına gidiyor. Bu yapay zekâ çağında ülkeleri ileri götürecek kritik iki tane şey var. Birincisi çip teknolojisi. Çipin yoksa yapacak bir şey yok, geçmiş olsun. İkincisi, enerji. Enerji altyapısının çok güçlü olması lazım; elektrik iletim hatlarınız, depolama tesisleriniz, enerji üretim tesisleriniz. Bu dönüşüm içerisinde madenler, kritik madenler, nadir toprak elementleri, gerek çip teknolojisi için gerek enerji alanı çok önemli bir hale geldi. NADİR TOPRAK ELEMENTLERİGazeteci: Türkiye’de var mı bu nadir elementler? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Nadir elementler Eskişehir Beylikova’da bizim keşfettiğimiz büyük bir rezerv var. Ama orada karşımızda şu güçlük var. Nadir toprak elementleri adı üzerinde toprakta nadir bulunuyor, bunlar toprağın içerisinde, toryum da var dolayısıyla bunları ayrıştırmak veya literatürdeki tabirle zenginleştirmek, saflaştırmak için yani böyle %99,99 saflığa gidebilmek ve çok daha katma değerli hale getirebilmek. Füze yapıyorsunuz, hedefi isabet ettirmesi için önünde tungstene ihtiyaç var. Türkiye olarak bizim o saflığa gelmekle alakalı teknoloji arayışımız var. Şu anda %92 saflığa ulaşmış durumdayız. Laboratuvar ortamında haberler iyi. O saflık yüzde 99’lara ve onun üzerine çıkmaya başlamış ama bunu henüz endüstriyel anlama dönüştürmüş değiliz, inşallah o yönde çalışıyoruz. Mesela şu anda ASELSAN’la çalışıyoruz. Savunma sanayi şirketlerimizin bizden talepleri var. Onları da yaparak, sadece maden olarak değil Türkiye’de katma değerli bir şekilde bunları ürüne dönüştürmeyi hedefliyoruz.MADENCİLİK Gazeteci: Nükleer enerjide şu an Türkiye hangi noktada? Bir diğer konu, toplumda tartışma konusu olan bir durum var, maden sahalarıyla alakalı birçok yerde yanlış anlamalar var. İşte biliyorsunuz, vatandaş sağlığa zararlı diye oralarda değişik eylemler yapıyor. Bir açıklık getirirseniz… Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Yanlış anlamalar var, yanlış uygulamalar var. Türkiye’nin yine dışa bağımlı olduğu alanlardan bir tanesi madenler. Türkiye halen maalesef burada da net ithalatçı bir ülke. Yani 13-14 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz, altın hariç. Altın zaten bambaşka bir alan, milletimizin bir tasarruf aracı. Onun için orada da ithalatımız var. Onun için Türkiye’nin altın üretimini arttırması lazım diyoruz. En az 100 tonluk bir altın üretimine sahip olmamız lazım. Ama yanlış anlamalar var, ideolojik şeylerle karşı duruşlar var, istismarlar var ama yanlış uygulamalar da var. Yani bunların hepsi bir araya gelip ondan sonra kötülenen bir maden sektörü. Yanlış uygulamalar; bir yerde taş ocağı işletiyor adam, ondan sonra rehabilitasyonunu yapmıyor, onu yaparken iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbir almıyor vesaire, bunları da bertaraf etmek lazım. Türkiye’de yabancılar altın madenciliği yapıyor, ona itirazlar var. Bu ülkeye yerli de yabancı da yatırım mutlaka gelmesi lazım. Yapılan uygulamalar dünya standartlarında uygulamalar. Dünyada bunu nasıl üretiliyorsa Türkiye’de de öyle, Kanada’da öyle, Avustralya’da öyle, Amerika’da öyle. Dolayısıyla bu uygulamaları Türkiye’de yaygınlaştırıyoruz, En az enerjide bağımsızlık kadar madendeki bağımsızlığı da önemsememiz lazım. Çünkü maden demek bir taraftan binlerce istihdam demek, iş demek. Türkiye’de bugün 150 bin madenci kardeşimiz çalışıyor. Ailelerini, onun etrafındaki ek unsurlar olan lojistiğini, hizmetini hesaplayın; bunlarla beraber milyonlarca insanı ilgilendiren bir sektör. Oradan çıkan maden bizim sanayimizin ana girdisi olacak. Maden olmadan sanayiden üretimden bahsetmek mümkün olabilir mi? Bakırınız yoksa elektriği bir yerden bir yere iletme şansınız yok, geçmiş olsun. Çünkü dünya olarak ayrışan bir sürece gidiyoruz, herkes bir anlamda kendi kendime nasıl yeterim arayışında. Biz de diyoruz ki Türkiye’nin 3 alanını çözmesi lazım. Gıda güvenliği, savunma ve enerji güvenliği. Bunları bağımsız hale getirdiğimiz zaman Türkiye’nin Allah’ın izniyle sırtı yere gelmez. Onun için Akkuyu’da ilerliyoruz. Akkuyu, ikinci santral, üçüncü santral ve küçük modüler reaktörlerle Türkiye nükleerin ikinci çağını kaçırmayacak. İRAN Gazeteci: Bu İran’la 25 yıllık doğal gaz anlaşmamız vardı. İran’la anlaşmamız bu yıl sona erdi. Rusya’yla anlaşmamız bu yıl sona eriyor.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Kim diyor sona erdi ya?Gazeteci: Yani süresi doluyor. Bunlarla ilgili uzun vadeli yeni kontrat anlaşması var mı? Bir de ikinci nükleer santralde Rusya’ya…. Sayın Cumhurbaşkanı ve Putin görüşmesinden sonra öyle bir açıklamışlardı.NÜKLEER ENERJİEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Doğal gazda arz güvenliğinde bir sıkıntı yaşatmayacak şekilde Türkiye, tüm tedbirleri alıyor. Anlaşmalara da öyle bakabilirsin. Ama ikinci reaktörler alakalı; bu hafta Kanada Başbakanı Türkiye’de biliyorsunuz. Bir 10 gün sonra, Kasım ayının başında Sayın Cumhurbaşkanımız Güney Kore’ye gidiyor. Yani Güney Kore, Kanada ve Rusya; bu üçüyle şu anda müzakereler devam ediyor. Henüz imzalanmış ve karar verilmiş bir şey yok.Gazeteci: Putin’le görüşmesinden sonra Sayın Cumhurbaşkanı “sizinle devam edeceğiz ilave reaktörlere” dedi.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Elbette ki şartlar uygun olursa bize en uygun kim bunu sunarsa onunla devam edeceğiz. Yani bunlardan tabi ki Rusya’nın avantajı var. Zaten bir tane santral yapıyor. Onun getireceği sinerjiyi kullanacak. Ama netice itibariyle henüz anlaşılmış bir şey yok.
Çukurova Belediyesi soruşturmasında yeni detay! CHP’li başkanın kızı işe gitmeden maaşa bağlanmış
1
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
259 kez okundu
2
Erkan İşeri’den Aşiret Reislerine Çağrı: “Güvenlik Korucularının Özlük Hakları Verilmeli”
197 kez okundu
3
İmamoğlu İBB davasının 99. gününde ‘bu yalan çuvalını kimseye yutturamazsınız’ dedi
184 kez okundu
4
Bakan Gürlek’ten Şık hakkında suç duyurusu
182 kez okundu
5
Çin, APEC’te dijital altyapı finansmanı dahil dört konuyu gündeme getirecek
177 kez okundu