49,6102$%0,14
55,8297€%0,24
66,5855£%0,24
6.598,20%-0,01
10.795,00%-0,08
43.029,00%-0,08
%
฿%
Ξ%
$%
05:36
Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkan Vekili ve İstanbul Şube Başkanı Tarkan Tüzmen, “Her arazi yapılaşmak zorunda değil” dedi.İstanbul’da yaşanan sel felaketinin ardından afetlere karşı dirençli kentleşme ve doğru yapılaşma kararları yeniden Türkiye’nin ana gündem maddesi haline geldi.Konuyla ilgili Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) İstanbul Şube Başkanı ve Genel Başkan Vekili Tarkan Tüzmen, afet kaynaklı kayıpların yalnızca binaların fiziksel dayanıklılığı üzerinden okunamayacağını belirterek yer seçimi, zemin özellikleri ve bütüncül şehir planlamasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.”Yapı güvenliği, temel kazılmadan önce başlar”Yapı güvenliğinin sadece beton kalitesi, demir donatı veya inşaat denetiminden ibaret olmadığını ifade eden Tüzmen, sürecin inşaat başlamadan önce bilimsel verilerle şekillenmesi gerektiğini belirterek, yanlış yer seçimi, yetersiz zemin araştırması ve etkisiz denetimin bir araya gelmesiyle doğal risklerin büyük felaketlere dönüştüğünü ifade etti.Zemin etütlerinin ruhsat almak için formalite icabı hazırlanan belgeler olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tüzmen, araştırma sonuçlarının projelere tam yansıtılması ve sahada sıkı şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını çizdi.”Sel riskine karşı bütüncül havza planlaması şart”Dere yatakları ve doğal su akış güzergahlarındaki hatalı yapılaşma kararlarının tüm çevreyi tehdit ettiğini ifade eden Tüzmen, dere yataklarının daraltılması, yetersiz köprü/menfezler ve hatalı dolguların taşkın riskini katladığını belirtti.Sel güvenliğinin yalnızca inşaat parseli sınırlarında değerlendirilemeyeceğini kaydeden Tüzmen; suyun toplandığı üst havzaların, arazi eğiminin, betonlaşmanın yüzey akışına etkisinin ve suyun izlediği doğal rotanın bütüncül bir yaklaşımla incelenmesi gerektiğini söyledi.”Rant ve yüksek getiri düşüncesi bilimin önüne geçmemeli”İnşaat sektöründe ekonomik kazancın kamu yararının ve bilimsel verilerin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Tarkan Tüzmen, daha sonra şunları söyledi: “Mühendislik disiplini farklı zemin şartlarında güvenli çözümler üretebilir; ancak bu durum her arazinin her yoğunlukta ve her kullanım amacıyla yapılaşmaya uygun olduğu anlamına gelmez. Bazı alanlarda özel temel sistemleri gerekirken, bazı kritik bölgelerde yapılaşmanın sınırlandırılması veya alanın tamamen açık bırakılması en doğru yaklaşımdır. Taşkın alanlarının park, su tutma alanı veya yeşil koridor olarak korunması hem ekonomik hem de toplumsal açıdan büyük değer taşır.”
Mekke İttifakı anlaşması Meclis Başkanlığı’na sunuldu
1
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
259 kez okundu
2
Erkan İşeri’den Aşiret Reislerine Çağrı: “Güvenlik Korucularının Özlük Hakları Verilmeli”
199 kez okundu
3
İmamoğlu İBB davasının 99. gününde ‘bu yalan çuvalını kimseye yutturamazsınız’ dedi
196 kez okundu
4
Bakan Gürlek’ten Şık hakkında suç duyurusu
185 kez okundu
5
Çin, APEC’te dijital altyapı finansmanı dahil dört konuyu gündeme getirecek
184 kez okundu