49,5970$%0,08
55,6986€%-0,07
66,4707£%0,18
6.574,25%0,01
10.753,00%-0,08
42.862,00%-0,11
%
฿%
Ξ%
$%
05:35
(TBMM) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin, “Bir Müslüman ülkenin güvenliğini sağlamak adına başka bir Müslüman ülkenin güvenliği tehlikeye atılıyorsa, bunun adı ‘dayanışma’ değil, yeni bir ‘ayrışmadır’. Biz böyle bir ayrışmanın parçası olmayız” dedi. “Fon krizi”ne yönelik de konuşan Arıkan, “Tüm bunlardan sonra muhalefeti ekonomiyi terörize etmekle suçluyorsunuz… Ekonomiyi terörize edenleri arayanlar, o meşhur listeye bakacaklar. Orada aradıklarını bulacaklardır. O listenin başına da ‘Fon Terör Örgütü’ yazmayı unutmayacaksınız” diye konuştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın TBMM Başkanlığı’na sunulmasına ilişkin şunları söyledi: “İslam dünyasında yeni çatışma hatları ve cepheleri açacak, gerilimler, kırılmalar üretecek hiçbir adım atmamalıyız. Bir Müslüman ülkenin güvenliğini sağlamak adına başka bir Müslüman ülkenin güvenliği tehlikeye atılıyorsa, bunun adı ‘dayanışma’ değil, yeni bir ‘ayrışmadır’. Biz böyle bir ayrışmanın parçası olmayız. Anlaşmanın kamuoyuna yansıyan 16 maddelik metnini inceledik. Görüyoruz ki; bu metin bir iş birliği anlaşması değil, bir yükümlülük anlaşmasıdır. Anlaşmanın ikinci maddesi, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılacağını söylüyor. Soruyorum: Altıncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için TBMM’den izin alınacak mıdır? Anlaşma yürürlüğe girmemişken 5 Ekim Riyad kararının hukuki dayanağı nedir? Bu karar kapsamında görevlendirme yapılmış mıdır? Üçüncü ve dördüncü maddelerdeki ‘mutabık kalınan faaliyetler’ ve ‘ortak değerlendirmeler’ hangi usulle kararlaştırılacaktır? Yılda iki kez toplanan bir Komite, kriz anında karar mercii olabilir mi? Mevcut bölgesel gelişmelerle birlikte değerlendirdiğimizde, bu anlaşmanın coğrafyamızın geleceği adına umudumuzu değil, endişemizi artırdığını ifade etmek zorundayız.”İstanbul’da yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyen Arıkan sel felaketine ilişkin, “Üstüne basa basa söylüyoruz: Yağışın şiddeti, yaşanan felaketin tek başına açıklaması değildir. Yaşanan felaketin hazırlayıcısı dere yatağına yapılaşmadır, artan beton yoğunluğudur. Dere yatağına AVM yaparsanız, selden, fay hattına rezidans dikerseniz, depremden şikayet edemezsiniz” değerlendirmesini yaptı. “VATANDAŞ VURGUNCULARDAN, BİR DE DEVLETİN GECİKMESİNDEN SOPA YİYOR” Arıkan, sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve Türkiye’nin haftalardır gündeminde olan “fon krizi” ile ilgili olarak hazırlanan yasa teklifine yönelik de şu görüşleri dile getirdi: “Teklifin içeriğine baktığımızda görüyoruz ki; yine bataklığı kurutmak yerine sinek avlanmaya çalışılıyor! Birincisi, önümüzdeki teklif mağdurun parasına güvence vermiyor! ‘Bir milyon liraya kadar ara ödeme’ deniliyor. Dikkat edin; bu, garanti edilmiş bir ödeme değil! Kaynak bulunursa ödenecek! Vatandaş parasının kalanını ne zaman alacak? Ara ödemede enflasyon farkı da yok. Vatandaşın birikimi önce fonlarda eriyor, şimdi de maalesef bekleme sırasında değer kaybediyor. Vatandaş bir kez vurgunculardan, bir kez de devletin gecikmesinden sopa yiyor! İkincisi, fonların tasfiyesi, değerlemesi, satışı ve yatırımcılara yapılacak ödemeler konusunda SPK’ya geniş yetkiler veriliyor. Biz zaten bu noktaya SPK hiçbir şey yapmadığı veya siyasi baskılardan dolayı bir şey yapamadığı için gelmedik mi? Şimdi siz, bu sabıkalı kuruma daha fazla yetki vererek bu meseleyi çözmeye çalışıyorsunuz. Sorunun kaynağı olanlar, sorunu çözemezler.Bu vurgunun bedelini yalnızca fon mağdurları ödemiyor… Borsanın tamamı ödüyor, Dürüst şirketler ödüyor, Türkiye ekonomisi ödüyor! Tüm bunlardan sonra muhalefeti ekonomiyi terörize etmekle suçluyorsunuz… Ekonomiyi terörize edenleri arayanlar, o meşhur listeye bakacaklar! Orada aradıklarını bulacaklardır. O listenin başına da ‘Fon Terör Örgütü’ yazmayı unutmayacaksınız! Milletin birikimini hedef alan bu yapının, siyasi ayağı başta olmak üzere tüm ayaklarını ortaya çıkaracaksınız… Fon vurgununda gazetecilere fatura kestiniz, Bürokratlara fatura kestiniz, Şirketlere fatura kestiniz, Kurumlara fatura kestiniz, Mağdurlara bile fatura kestiniz. Ama iş siyasi ayağa gelince listeyi sümen altı ettiniz! Bu işin siyasi ayağını, lordlar kamarasını açıklayacaksınız, sorumluların yargılanmasının önünü açacaksınız! Kontrol sizdeyse, sorumluluk da sizdedir!””DEMEK Kİ BU BÜTÇE, AİLEYİ, GENÇLERİ, ENGELLİLERİ, EĞİTİMİ, SAĞLIĞI, TOPLUMU ÖNCELEMİYOR” Meclis’e sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ne yönelik de konuşan Arıkan, şöyle devam etti: “2027 bütçe teklifinde 3 trilyon 868 milyar TL bütçe açığı var… Daha en başta, bismillah, açıkla başlıyoruz. Bakınız, 2027’de, 2026’ya göre 6,5 trilyon lira daha fazla tahmini vergi geliri bekleniyor. Yine KDV ve ÖTV’den gelecek tutar yaklaşık 11 trilyon liraya ulaşıyor. İktidar bu bütçede kimi koruyor? En önemli sorumuz bu! Faiz ödeneği yüzde kırk beş artarak 3,975 trilyona ulaşıyor; bu artış, toplam gider artış hızının da üzerinde bir artış. Bu bütçe, en büyük gider kalemiyle kimi koruyormuş? Tabii ki faiz baronlarını, tabii ki küresel lobileri… Bu bütçe nereden kısıyor? Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele programından, aile yılında, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi programından kısıyor! Bu ülkenin en önemli problemi bağımlılıkken, bu bütçede Bağımlılıkla Mücadele programının payı azalıyor. Çocuklarımızın Korunması ve Gelişiminin Sağlanması programından, Gençlik programından kısıyor! Bu ülkede 8 milyon engelli vatandaşımız varken, Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim programından kısıyor. Temel Eğitim programından, Yükseköğretim programında ciddi kesintiler görüyoruz! Daha bunlar gibi, vatandaşı ilgilendiren birçok programın payı bu bütçede azalmış… Demek ki bu bütçe, aileyi, gençleri, engellileri, eğitimi, sağlığı, toplumu öncelemiyor.”Arıkan, Tarım ve Orman Bakanlığının 2026-2027 üretim yılı için şeker pancarı alım fiyatını ton başına 3 bin 720 lira olarak belirlemesini eleştirerek, enflasyon yüzde otuzlar seviyesindeyken pancara yapılan yüzde yirmilik artışın çiftçinin artan üretim maliyetlerini karşılamadığını söyledi. Pancar fiyatının en az enflasyon oranında revize edilmesi, fiyatların maliyet esaslı ve şeffaf biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, şeker ithalatının denetlenmesi ve üreticinin korunması çağrısında bulundu.”ANTALYA’DA DÜNYAYI EN ÇOK KİRLETENLER OTURUP KONUŞACAKLAR” Antalya’da kasım ayında düzenlenecek COP31 Zirvesi’ne ilişkin konuşan Arıkan, hazırlıklar kapsamında Antalya Aksu’da EXPO alanının karşısındaki 300 dönümlük tarım arazisinin dolgu ve asfaltla otoparka dönüştürüldüğünü belirterek, şu eleştirilerde bulundu: “Şaka gibi ama gerçek: 300 dönüm tarım arazisini otopark yaptılar! NATO Zirvesi’nde yoksulluğu brandalarla örterek itibar arayan iktidarın, İklim Zirvesi’ne de toprağı asfaltla kapatarak hazırlanması bizler için hiç şaşırtıcı olmadı! Ankara’da yapılan NATO Zirvesi nasıl ki barış ve güvenlik adı altında ABD ve İsrail’in çıkarları için askeri bir yeniden örgütlenmeyse, Antalya’da yapılacak olan COP31 de iklim değişikliğiyle mücadele adı altında kapitalist sömürü sistemini devam ettirmenin başka bir ayağıdır. Sömürüyü yeşile boyamaktan başka bir şey değildir! Antalya’da dünyayı en çok kirletenler oturup konuşacaklar.”Arıkan, COP31 Zirvesi’ne Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin katılacak olmasını da eleştirerek, “Rum liderini Antalya’ya hangi sıfatla davet ettiniz? Davetiyesinde ne yazıyor? Masasına hangi unvan konulacak? Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğini o masada kim temsil edecek? Hiç kimse Birleşmiş Milletleri bahane etmesin! Madem Birleşmiş Milletler diyorsunuz, o zaman Birleşmiş Milletler önce Kıbrıs’ta uygulanmayan anlaşmaların ve yerine getirilmeyen taahhütlerin hesabını sorsun” diye konuştu.”GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR” Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, basın meslek örgütlerinin 24 Ekim Cumartesi günü Türkiye genelinde düzenleyecekleri ortak eylem ve basın açıklamalarını kıymetli bulduğunu belirterek, “Milletimizin haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne sahip çıkan bu haklı itirazın yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Gazetecilik suç değildir” dedi.
Bakan Kurum, RAMS’ta İBB’nin 1,1 milyar TL satış bedeli olduğunu açıkladı
1
Çocuklar, COP31 farkındalık etkinliğinde hasat ettikleri ürünleri pazarda satışa sundu
259 kez okundu
2
Erkan İşeri’den Aşiret Reislerine Çağrı: “Güvenlik Korucularının Özlük Hakları Verilmeli”
198 kez okundu
3
İmamoğlu İBB davasının 99. gününde ‘bu yalan çuvalını kimseye yutturamazsınız’ dedi
195 kez okundu
4
Çin, APEC’te dijital altyapı finansmanı dahil dört konuyu gündeme getirecek
184 kez okundu
5
Bakan Gürlek’ten Şık hakkında suç duyurusu
184 kez okundu